İnsanlık ölmedi ama biraz hastalandı. Umarız gelecekte iyileşebilir.
Belki, içinde bulunduğumuz ekonomik koşulların getirdiği sıkıntılar, belki daha başka nedenler, insanları biraz birbirinde uzaklaştırdı.
Kimsenin, kimseye bakacak hali yok.
Eskiler; “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır” derlerdi. Ne var ki, çokları komşusunun muhtaç olduğu külünü bile vermek niyetinde değil.
Niye böyle olduk?
Konunun uzmanları araştırsın. Bize mi düştü, niye böyle olduğumuzun nedenlerini sayıp dökmek.
Biz sadece, konunun kıyısından, köşesinden bir şeyler söyleriz, o kadar.
Sağ olsun yetkililer. Küçük de olsa, 20 bin öğrencinin, 2 bine yakın jandarma ve polisin, yüzlerce il dışındakilerin yaşadığı memurların bulunduğu bir il merkezinde, iki yılı aşkın bir süreden beri var olan hamam çalışmıyor. Kimsenin umurunda değil.
Dostumuz, Eczacı Onur Işık’la birlikte komşu illere gidiyoruz hamamda yıkanmak için. Yollarda kimileri el kaldırıyor. Eczacı Onur Işık herkese yardımcı olmayı seviyor. Ama bir kuşku var. El kaldıranlar in mi, cin mi, belli değil.
Yaşımız ilerledi. Doktorlar hareketsizliği önermiyor. Yürümek gerek. Ben de yürüyerek geliyorum gazeteye. Ancak her gün karşılaştığımız özel araçlardan onda biri bile, arabasını durdurup da sormuyor “Gideceğin yere bırakayım” diye. Acaba tanıyorlar mı?
Ben 60 senedir buradayım. 60 senenin 56 senesi kurduğum ve her gün yazı yazdığım gazetede, 4yılı da Gümüşhane Belediyesinde (Elektrik Su Otobüs işletmesi ve sayman olarak) geçti. En azından göz aşinalığı vardır. O, arabasını durdurmadan geçenleri çoğunun da işi düşmüştür gazeteye ve gereken yapılmıştır.
Hani, bizim Orta Asya’dan beri getirdiğimiz büyüklere saygı, küçüklere sevgi, sıraya itibar, hastaları ziyaret, cenaze sahiplerine başsağlığı dilekleri gibi hasretlerimiz vardı.
Ne oldu?
Yazının başında belirttiğimiz gibi, ekonomik ve başka koşullar alıp götürdü hepsini.
İnsanlık öldü mü?
Yok, tümden ölmedi, iyi olacağını umut ediyor ve bekliyoruz.
Şairin dediği gibi; “Çanağında balın olsun, gelir arısı Badat’tan”
Gelir mi dersiniz?