Mili Eğitim Bakanı, Sivil Toplum Kuruluşu olarak nitelediği dini cemaatlerin 10’nuyla protokol imzalamış. Öğretmenlik eğitimi almayan imam efendiler, ana sınıflarından itibaren, tüm ilk ve orta dereceli okullara gidip ders vereceklermiş.
Niye?
“Çocuklar dağa çıkmasın” diye
Devlet okullarında okuyan çocuklar dağa mı çıkıyorlar?
Eğer öyle ise, devletin güvenlik güçleri görevlerini dini cemaatlere mi devretmiş olacak?
Herkes, ağzından çıkan söze dikkat edecek. Özellikle de Devlette önemli sorumluluk alanlar daha çok dikkatli olacaklar.
Cumhuriyet hükümetleri, laiklik ilkesini benimseyerek, yasalarına koyarak dinle, devlet işlerini birbirinden ayırdı. İşte, bu yüzden eğitim öğretimi (Tevhidi tedrisatı) birleştirdi.
Yüz yıl içinde aldığımız mesafeden geri mi döneceğiz? Bunca emekler, bunca uğraşılar boşuna mı gidecek?
Çağdaş uygarlığın daha da üstüne çıkmak isteyen Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Taliban’ın yönettiği Afganistan’a mı dönüştüreceğiz?
İnançlarına bağlı bir ailede doğdum, büyüdüm. Ne inançlarımdan geri adım attım, ne de her alanda çağdaşlıktan.
2023 yılının Türkiye’sini ortaçağ karanlığına götüremezsiniz. Köyünde, kasabasında kentinde, nerede ise, her ailede bir üniversite mezunu var. Ailelerin dışında, değerli öğretmenlerimiz, çocuklara dini de, diyanetini de öğretirler, öğretiyorlar. Öğretmenlik mesleğinin dışında kimsenin gazel okumasına gerek yok.
Milli Eğitim Bakanı hiç kuşku duymasın, ailelerin ve öğretmenlerin gözetimi ve denetimde, öğrenciler korunur, kollanır. Bireysel asayişi de, toplumsal asayişi de sağlayan güvenlik güçleri var, devlet var. Dağa çıkmaya hevesliler varsa, onun çaresi, dini cemaatlerin okullarda görevlendirilmesi değildir.