Her gün bir kadın öldürülüyor bu ülkede. Kimi günler öldürülen kadın sayısı birden çok. Kadın öldürmek, neredeyse moda oldu, gelenek haline geldi. Acaba, bu kadın düşmanlığı, kadına ikinci, hatta üçüncü sınıf insan gözüyle baktığımızdan mı?
Oysa yuvayı dişi kuş yapar, kadın evin direğidir, kadınsız yaşam akmayan çeşmeye benzer türü deyimler kullanmıyor muyuz?
Ne oldu böyle bize?
Sahte mühendislikler, sahte doktorluklar, sahte profesörlükler yüzlerle ifade ediliyor. Bu nasıl bir yönetim biçimidir?
Büyük Atatürk, “Bu milletin efendisi, hakiki müstahsil (Üreteci) olan köylüdür” Köylü, evin önündeki tarlayı ekmiyor. Çünkü izlenen tarım politikası nedeniyle, ekici emeğinin karşılığını alamıyor!
Bırakın üretimi, köylerde çalışacak adam kalmadı. Köylü, üç tane tavuk bile beslemiyor, yumurtasını kentten alıyor.
Okullar köylerde eğitim yuvalarıydı. Öğretmen, giyimiyle, kuşamıyla, yaşamıyla örnek bir göstergeydi.
Eğitimi, büyük ölçüde taşımalı eğitime dönüştürdüler. Bu durum da köylerin boşalmasına yol açtı. Ektiğinin karşılığını alamayan, çocuğunu bile köyünde okutamayan köylü, köyde niye dursun?
Eğitim-öğretim sınavlarında, memur alım ya da yükselme sınavlarında çeşitli oyunlar oynanıyor. Bazı rektörler, rektörlük görevini kötüye kullanarak, eşini, oğlunu, kızını, yakınını ya üniversiteye alarak okumasını sağlıyor ya da üniversitede onları görevlendiriyor.
Atamalarda bilgiye, beceriye işin ehli olmaya önem verilmiyor.
Ya neye veriliyor?
Siyasi açıdan yandaşlığa, taraftarlığa
Çok değil yarım yüz yıl öncesine kadar devlete kapılanmak bir geçim aracıydı.
Şimdi Müftüler, memurlara ve emeklilerine fitre verilebileceğini söylüyorlar.
Memur ve emeklileri maddi açıdan bu durumlara düşürdüler
Ne anayasaya önem veriyorlar, ne de yasalara. Bir de yeni anayasa yapacağız diye tutturuyorlar.
Yalnız bizim ülkemizde değil, tüm dünya da büyük bir takdirle karşılanan Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ülkemizin her tarafından kaldırdılar. Sıra tarihlerden kaldırmaya geldi. Amerikan’ın Ankara Büyükelçisi de, Atatürk’ten kopulmasını, Osmanlıya dönülmesini istemiyor mu?
Yarın, Atatürk’ün ülkemizin her tarafındaki heykellerinin tahribata uğrayacağını söylemek hayal ürünü olmayacaktır.
Kim memnun?
Öğrenciler mi, memurlar mı, emekliler mi, işçiler mi, köylüler mi?
Kim memnunsa söyleyin, biz de bilelim.