Bir rahatsızlığım nedeniyle muayene için doktora gitmiştim. Konuşma sırasında tıbbi bir sözcük kullandım. Doktor bana “Sen Tıp Eğitimi aldın mı?” diye sordu. Almadığımı söyledim. O zaman bu tıbbı sözcüğü nereden bildiğimi merak ettiğini söyledi.
Uzun yaşamının bir kısmını sürekli okuyarak, her meslekten insanlarla konuşarak, sohbet ederek, değişik alanlarda az-çok bir şeyler öğrenmek mümkün değil mi?
Öğretmen olmadığınız halde, eğitim-öğretimle ilgili bir şeyler bilmiş olmanız niye yadırganır?
Ne var ki, enflasyon konusunda konuşmak ya da yazmak elbette ekonomi eğitimi alanların işi. Neyi ne kadar bildiğinin ya da bilmediğinin farkında olanlar kendi sınırları içinde kalmak koşuluyla, her konuda bir şeyle yazar ya da anlatabilir.
Enflasyonun, şu sıralarda resmi olarak %85 olduğu ileri sürülüyor. Resmi olmayan kurumlar bu oranın iki katından söz ediyor. Hangisinin doğru olduğunu söylemek bize düşmez.
Ancak, şu kadarını biliyoruz ki, kâğıt üzerinde enflasyonu sıfır da gösterseniz, gerçek enflasyon sıfır değilse, hiçbir malın fiyatı aşağıya gelmez.
Enflasyon, genellikle, maaş ve ücretlere zam yapılacağı zaman Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçeğin çok altında gösterilerek, o gösterilen rakam üzerinden memur, emekli ve işçilere çok az bir zam yapılıyor.
Gerçi, çok zam da yapsalar, piyasaların önüne geçemedikleri için yine yararı olmuyor. Tüm çalışanlar zammı aldıkları ay ya da iki ay sonra fiyatlara yine ulaşamıyor.
Hep batılı ülkelerden örnekler gösteriliyor. Batılı ülkelerde ticaret yapanların raflarının boş olduğu, bizim raflarımızın dolu olduğu söyleniyor. Gerçek öğle değil ama öğle bile olsa, bizim raflarımızın dolu olması halka ne yarar sağlıyor. Raflarda her şey var ama sadece bakıp geçiyorsunuz. Milyonlarca işsizin, ayda 2500 TL. aylık maaş ve ücret alan milyonlarca insanın dolu raflardan haberi var ama alamıyor.
Neye benzer bu?
Kavanoz içindeki balı, kavanozun dışından yalamaya benzer. Yalarsınız ama, bir tat alamazsınız.