Yükseköğretim Kurumu bir karar aldı, devlet yurtlarında kalan tüm üniversite öğrencilerini yurtlarından etti.
Ne imiş?
Yurtlara depremde evleri yıkılanları yerleştireceklermiş.
Yanlış mı?
Depremden zarar görenleri elbette bir yerlere yerleştirmek yanlış değil ama bu yerler yurtlar mı olmalıydı?
Daha önceki sayımızda yazdım, depremzedelerin nerelere yerleştirilebileceklerini söyledim. Aynı ifadeleri yinelememeliyim.
Bu konuda kusuru YÖK’de arayanlar oldu. Kusur YÖK’de değildir.
YÖK’ün statüsü bozuldu. Bağımsız olması gereken YÖK, bağımlı konuma getirildi.
Kısaca RTÜK dediğimiz Radyo ve Televizyon Üst Kurumu da bağımsız bir kurumdur. Ama yüzlerce gazete ve televizyon kanalından, sürekli olarak bazılarına ceza yağdırıyor kurum.
O kanalda konuşan kimi milletvekillerinin, kimi konuşmacıların ağızlarından çıkan sözler nedeniyle.
Kusur RTÜK’de mi?
Hayır, bağımsız kurumların bağımsızlığını ortadan kaldırıyorlar, kurumlar bağımsız olmaktan çıkıyor.
Daha önceki dönemlerde yok muydu, benzeri siyasi uygulamalar?
Vardı.
1957 seçimleri öncesinde, yine bağımsız olması gereken Radyo, bağımlı ve yanlı yayınlar yapıyordu.
Örneğin; seçimler saat 17.00’de bitiyordu ama radyo, “Kars’da, saat 15.00’de sandıklar açıldı, oyların tamamına yakını Demokrat Parti’ye çıktı” diye bir haber geçti.
Kusur Radyo Kurumunda mıydı?
Hayır. Kusur kurumu işleten siyasetti.
Şimdi de, depremzedelere yardımcı olalım derken, yükseköğretimde okuyan öğrencilere ve onların aile bireylerine sıkıntı veriyorlar.
Uzaktan eğitim-öğretim olur mu?
Eğitimi uzaktan verdiğin doktora verirsin diplomayı, hastaları candan eder. Mühendise, Jeoloğa, Yapı Denetim Elemanlarına verirsin diplomayı, insanları göçük altında bırakır. Öğretmenlere verirsin diplomayı, öğrencilerin azı kendi çabalarıyla ne öğrenebilirse o kadar olur. Daha açık bir ifadeyle, gelecek kuşaklara ihanet edersiniz.
Uzaktan öğretimi batı da denemiş ve terk etmiştir.
Halka, insanlara zarar veren kurumlar değil, siyasettir.