Yazının başlığına aldığım ifadenin tümü; “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” dur.
Bu özlü sözün Mevlana’ya ait olduğunu söylerler. Ancak, İslam Dininin görüşü de budur.
Oscar Wilde için de yazdığı gibi konuşan, konuştuğu gibi yazan ve yaşayan bir yazar, bir düşünür olduğunu söylerler.
Oscar İrlandalıdır. İlkokulu, ortaokulu ve Liseyi İrlanda’da, Üniversiteyi İngiltere’de okumuş, daha sonraları Fransa’ya (Paris’e) geçmiştir
Oscar’ın yazdığı eserlerden biri önce Fransızcaya, Fransızcadan da Türkçeye çevrilmiştir
Türkçeye çevrilmiş olan De Profundis, 1970’li yıllarda elime geçmiş ve okumuştum.
Bu yazımda amacım Oscar Wilde’yi tanıtmak değildir.
Ya nedir?
İnsanların ikiyüzlü, belki de daha çok yüzlü olmalarıdır üzerinde durmak istediğim.
Göründükleri gibi olmayan ya da oldukları gibi görünmeyen insanlar, maddi güçleri, bilimsel yanları, basit, sıradan insanlarsa, üzerinde durmak gerekmeyebilir.
Ama bazı sıfatlar taşıyorlarsa, halka, insanlara büyük zararlar verirler.
“Halk da onları dinlemesin, sözlerine inanmasın” diyenler çıkabilir. Yalnız, halkımızın önemli bir çoğunluğunda o bilinç yok ki. Yalana, dolana inanmayan, onu söyleyenlere, sureti Haktan görünenlere inanmayan, ödün vermeyenlerin sayısı azınlıkta kalıyor.
Sorun da burada zaten.
Sanırım 1980’li yıllardı. Tanınmış bir profesörü halkı aydınlatacak konuşmalar yapsın diye Gümüşhane’ye davet etmişlerdi, Toplantının yapılacağı yere gitmiştim.
Bir de ne göreyim?
Konuşmaya asistanlarıyla birlikte gelen hocayı dinlemek için gelenlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadardı. Çok üzüldüm ama yapılacak bir şey yoktu.
Konuşmacı Hoca, büyük olgunluk gösterdi. “Biz bunlara alışığız, buradaki dinleyicilerin her biri konuşmaları birkaç kişiye aktarırsa, sonuç yine elde edilmiş olur” dedi.
Bu halk böyledir. Bankayı soyan kişinin adını unutmaz ama zem kuyusunu kirletmek isteyeni önleyenleri unutur.
Ne yapalım?
Kime inanıp, kime inanmayacaklarımızı iyi hesap edelim.