İnsanlar doğarken ağlayarak başlar yaşama, giderken de, yakınlarını ağlatarak giderler dünyadan.
Giderken ne kalır?
Yaptığı hayırları, iyilikleri, eserleri kalır.
Cahit Sıtkı Tarancı, “Gençlik Böyledir işte” başlıklı şirinde, Ahret yolculuğuna başlamadan önce, insanlara şöyle hitap ediyor:
“Ne yaptın tarlanı/Nerde hasadın/Elin boş mu gireceksin geceye/Bir düşün, yarıyı buldu ömrün…”
Değerli dostumuz Emekli Öğretmen Şükrü Uğur anlatmıştı. Görev yaptığı köyde ölüme yaklaşan kişiye, çevresindekiler: “Salavat getir!” diye telkinde bulunurken, o yine aklındaki tekerlemeyi söylüyormuş!”
İnanç yokluğundan mı, boşluğundan mı, bilinmez?
Hiç kimseye, dünyayı tümden bıraksın demiyoruz.
Esasen, bu konuda da izlenecek yolu göstermiş Peygamberimiz:
“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış!”
Umursamayanlar, Öğretmen Uğur’un isim vermeden aktardığı gibi, yaşamının son demlerinde bile, salavat getirmeyi sağlık verenlere uymayanlar kaybedecek.
Neyi?
Sınavdan geçirmek için gönderildikleri dünyadan göçüşlerinde, gösterildiği ve önerildiği halde kurtuluşa erememeyi.
On yılı aşkın bir süre ders aldığı hocalardan, Arapçayı öğrenen Din Adamı Mehmet Devran ezberlediği ayetlerden birini yorumlayarak diyor ki; dünyada namaz kılmayanlara namaz kıldırılacak, oruç tutmayanlara oruç tutturulacak günah işleyenle bunun cezası ç ektirilecek. Bundan kesinlikle kaçış olmayacak”
1960’larda yaşlı bir vaaz hacısı (Sanırım Kelkit’in bir köyündendi) söylediklerine kuşku ile bakanlara, kendi şivesiyle; “Ben demeyrim, kitap yazıy” derdi.
Dini konularda uzman değilim, dini konularda da, başka konularda da, okuduklarıma, dinlediklerime dayanarak yazmaya ve anlatmaya çalışıyorum konuları. Noksanımız olursa uyarılmaktan da mutlu olacağımı özellikle belirtmek isterim.
Yazının başlığını kimse kalmaz koymuştum. Öldükten sonra da yaşamak istiyorsak, yaşamanın ötesinde, hayırla anılmak istiyorsak, bizden sonra gelecek kuşakların yararlanabileceği eserler bırakmalı, onu başaramıyorsak, kimseye kötü davranmamalı, kendimiz için rahmet okutacak davranışlarda bulunmalıyız.
Yazının kilit noktası son cümlemizde verilmektedir.