Arif Eren, bir şiir emekçisidir. O, şiirlerinde söz bayrağımız olan aziz Türkçeyi bir kuyumcu titizliğiyle işler. Onun için de az ve öz yazar. Bir şiirin üzerinde günlerce, haftalarca hatta aylarca durur. Çünkü şiir; sürüm kabul etmeyen, titizliği gerektiren nahif bir sanattır.
Arif Eren şiir yazarken kelime seçimi konusunda çok titiz davranır. Günlük dildeki savrukluk onun şiirlerinde görülmez. Şiirlerindeki her kelimeyi özenle seçer. Sözcüklerdeki armoniye dikkat eder. Kelimeleri adeta bir duvar ustası titizliğiyle bir araya getirir.
Arif Eren’in sade ve yalın bir dili vardır. Yazı dilimiz olan İstanbul Türkçesi, onun şiirlerinde kıvamını bulmuştur. O, sadelikte giriftliğin ve yoğunluğun peşinden koşmuştur. Onun kullandığı Türkçe, kulakları tırmalamaz. Bir nehir misali yatağında akıp gider
Şair Arif Eren’in şiirlerinin en önemli özelliği eski tabirle şahsına münhasır, günümüzün deyişiyle özgün olmasıdır. O, kendine has imgeleriyle kendine ait, geçirgen olmayan bir şiir evreni kurmuştur. Onun imgeleri ayakları yere değen cinstendir. Her imgenin gerçek hayatta bir karşılığı vardır. “Her ne söylersen imge olur” anlayışında değildir. O, şiir anlayışını şöyle dillendirir: “Şiirin gayesi, duygu ve düşünceyi yürekten gelen kelimelerle orijinal bir şekilde söylemektir. İnsanların duygu, düşünce ve hayal dünyasında, bir kelime sanatı olan şiirle güzellikler yaşatmaktır. Şiirde, her şair mükemmelliğe ulaşmak ister. Şairin en önemli görevi iyi şiir söylemektir. Zaten şiirin de gayesi budur.”
Arif Eren’in şiiri öz (saf) şiire öykünen bir şiirdir. O da öz şiir yazanlar gibi şiir dilini her şeyin üzerinde görür. İyi ve güzel şiirler yazmak için adete gecesini gündüzüne katar. Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eder. Sıradan ve kalıplaşmış ifadelerden kaçınır. Güzel şiirin ancak çalışarak elde edilebileceğine, bunun bir emek ve gayret işi olduğuna inanır. Öz şiirdeki imge zenginliği ve kulaklarımızı okşayan ahenk, onun şiirlerinin de belirgin özelliğidir. Onun şiirde ölçü ve ahenk konusundaki şu görüşleri dikkate değerdir. Bu ifadelere onun şahsî poetikası olarak da bakabiliriz: “Her büyük şair ahenge ve musikiye önem vermiştir. Bu aliterasyonlarla, asonanslarla olur. Ritim, şiirde kafiye ve veznin uyum sağlamasıdır. Bu saydıklarım iyi şiiri oluşturuyor. İşte bundan sonra şair yükselir. Şiirde vezin ve kafiye, şairin yaratıcılığını sınırlamaz. Hece ve aruz vezniyle yazan önemli şairlerimiz vardır. Şiirlerinde önemli buluş ve orijinal imgeler vardır. Halk şairlerimiz hece vezinli, kafiyeli ve yarı kafiyeli şiirler söylemişlerdir. Vezin ve kafiye şiirde ahengi sağlayan unsurlardır. Bir hususu da belirtmek gerekir: Şair, vezin ve kafiyeye fazla bağlı kalmamalı, şiirini duygu ve düşünce bakımından derinleştirmelidir. Şiirde duygu ve hayal gücüne önem vermeli, vezin ve kafiyeyi bir araç olarak kullanmalıdır. Ahenk ve içeriği buluşturan şair, en kusursuz şiiri yazacaktır.”
Şair Arif Eren, gözlemci bir sanatçıdır. Duygu antenleri hep şiire dönüktür. Arı nasıl bal alacak çiçeği göz(et)lerse o da etrafını aynı hassasiyetle temaşa eder. O, her zaman içinden şiir çıkacak mevzuların arayışı içindedir. Etrafındaki her nesneye ve her hadiseye hep şair gözüyle bakar. Bunlardan özgün bir şiir çıkarmanın arayışı içinde olur. Tabir caizse o her ortamda daima şiiri koklar. Şiir olacak konuyu bulunca da hiç ertelemeden oracıkta yazar.
Arif Eren; şiirlerinde duyguya, soyutlamalara ve özgünlüğe önem verse de zaman zaman didaktik mesajlar vermekten de kendini alamaz. Zira o, bu toplumun içinden çıkan sorumlu bir ferttir. Bir de öğretmen kökenli olması onun öğreticilik vasfını tetikler. Şiirlerinin önemli bir kısmında öğretmenliği tutar, okuyucuya didaktik yönü ağır telkinlerde bulunur: “Biliniz ki insanı insan değil/İnsanı vicdanı sorgular”, “Allah’ın bu güzel lütfuna/Lâyık bir kul olmanın/Anlayışı içinde yaşamalısın”, “Aile ve ev hep kutsal oldu”, “Yaşayacağın hayatta en küçük/Bir değişiklik yapamazsın/Kaderini kendi elinle yazsan”, “İç dünyasını bayındır yapmalı insan”, “Oysa her var oluşun bir gayesi vardır”, “Dünyada kalan dünya malına /İtibar etme demeli insan kendine/Hangi koşulda olursa olsun/Söz dinletmesini bilmeli nefsine”, “Kendinden başka hiçbir mekânda/Aradığını bir türlü bulamaz insan.”dizeleri buna örnektir.