enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Devletçilik

10.02.2026 14:56
0
A+
A-

Devletçilik; kamu yararı açısından; ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınmada devletin ön planda olmasıdır.

Atatürk’ün koyduğu ilkelerin birisi de Devletçilik değil miydi?

Cumhuriyetimizin kurulduğu dönemlerde; ayakkabı fabrikaları, bez fabrikaları, şeker fabrikaları, uçak fabrikalarına kadar sanayiye dönük fabrikalar kurulmuştu. Hava meydanları, Devlet Demiryolları, Posta, Telefon, Telgraf kurumları, limanlar, madenler, okullar, üniversiteler, devletin elinde kalmalıydı.

Pek çok alandaki işletmelerin özel girişimcilere geçirilmesi ülkemizin yararına olmamıştır.

Bu konuda verilecek somut örneklerin sayısı çoktur. İki örnek verelim bu konuda. Basından izlediğimize göre, Türk Telekom Sudilere satılmıştı. Kendilerine devlet Bankalarından borç para da verilmişti.

Ne oldu?

Sudiler Bankalardan aldığı borcu ödemeden, Telekom’un varlıklarını da satarak, dünya kadar borç bırakıp çekip gittiler.

Yine Kâğıt fabrikaları satıldı. Yine gazetelerden öğrendiğimize göre, Giresun Aksu Kâğıt Fabrikası, 3,5 milyar dolara satılmıştı. 10 yıl sonra, satın alan firma yalnız makinalarını 13 milyar dolara sattı, TOKİ de arsasını 20 milyar dolara sattı. Aradaki farkı görüyor musunuz?

Şeker Fabrikaları, kâğıt fabrikaları, daha pek çok fabrika ve tesisler özelleştirildi ama devlet bundan kâr etmedi. Bunları basında çıkan yazılardan öğreniyorum. Alanların kimileri de devam ettiremedi. Zarar, milletimizin sırtında kaldı.

1980 ihtilalinden sonra tüm siyasi partiler kapatılmıştı. Üç partinin kurulmasına izin verilmişti. Bu üç parti başkanları bir arayla gelerek, ülkeyi nasıl yönetecekleri konusunda fikir tartışması yapmışlardı.

Süleyman Demirel’in yaptırdığı boğaz köprüsü konusunda Turgut Özal köprüyü satarım deyince, Halkçı Parti Kurucusu Necdet Calp itiraz etmişti “Satamazsın” diye. Neler, neler satıldı ondan sonra. Şimdi, köprülerin ve daha başka devletin elinde olan kurumların satılacağına ait yazılar çıkıyor basında.

Satılır mı, satılmaz mı? Bilemem

Şimdiye kadar satılanların halkımızın yararına olmadığı kanaatindeyim. Özel girişime satılan devlet kurumlarından iki örnek verdim. Zarar ettiğimiz ortada.

Boğaz Köprüleri, sürekli yumurtlayan tavuk gibidir. Umarım gazetelerde yazılanlar doğru değildir.

Yukarlarda ifade ettiğim gibi, özellikle ülke güvenliğiyle ilgili daha ön planda olduğunu düşündüğüm, başta haberleşme olmak üzere; limanlar, madenler, Kara, Hava ve Deniz Yolları, Boğaz Köprüleri, daha pek çok hayati kuruluşlar devletin elinde kalmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
27.03.2024 13:34
16.04.2024 14:24
02.04.2026 14:39
21.09.2025 14:24
29.07.2022 13:55
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.