Avrupa’da da Üniversitelerin büyük kentlerin merkezi yerlerinde değildir. Biraz da Üniversitelerin bulunduğu yerlere maddi ve manevi katkısı olsun diye, üniversitelerin kurulacağı yerleri özellikle seçmişlerdir.
Biz de Gümüşhane Üniversite Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin kurarken, bu iki özelliği de (Maddi ve manevi katkısını) hesaba katmıştık.
1960’lı 70’li hatta 80’li yıllarda devletten çok şey istiyorduk.
Gümüşhane 1925 yılında il olmuştu. Mübadelede ilimizdeki Rumlar, Ermeniler şehrimizden ayrılmıştı. (1924) Avrupa’dan; (Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan ve diğer ülkelerden, orada yaşayan Türk ve Müslümanlardan Gümüşhane’ye gelen olmadı. Nüfuz azaldı. Bazı meslek dalları Rumların elindeydi. Gümüşhane 1920’lerden 1960’lara hatta 70’lere kadar meyveciliği ön planda olan bir ildi. Nüfus arttıkça meyvecilik aileleri artık geçindiremez bir hale getirmişti. O bakımdan pek çok yatırımı devletten istiyorduk.
Seneler geçince, anladık ki, devletten istediğimiz yatırımların çoğu Gümüşhane’ye uygun değil.
Gümüşhane okullar şehriydi. Tüm orta dereceli okulların Üniversiteyle taçlandırılasını düşünüyorduk.
Niye?
Birincisi, Gümüşhane’ye uygun yatırımlar konusunda Üniversitede görev yapacak hocalarımız önümüzü açabilirdi.
Gümüşhane okullar şehri olduğu kadar bir madenler şehriydi de.
Turizmi canlandıracak tarihi kalıntılarımız, ormanlarımız, kayak yapılabilecek mekânlarımız ve daha başka Sit alanlarımız vardı. Gümüşhane Üniversitesi, bu bakımdan da bize öncülük edebilirdi, etti de.
Bu nedenlerle 1992’de KTÜ’ye bağlı bir Mühendislik Fakültesi ‘(Üç bölümlü) açıldı. 2008 yılında da birkaç bölümle birlikte Üniversitemiz açıldı.
Üniversitemizin değerli Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, Üniversitenin geçtiğimiz yılda Gümüşhane’ye 500 milyonluk maddi bir katkısından söz etti. Bu bakımdan Üniversitemizin değerini bilelim.
Maddi ve manevi kalkınmamızın mimarıdır Üniversitemiz Üniversitemizin bize verdiği katkı oranda biz de ona başka açılardan katkı sağlamalıyız.
Kaldı ki, Üniversitemiz başarılı bir yola da girmiştir.