1947 ile 1961 arasında birkaç kez geçtiğim, ama 1961 den buyana sürekli bulunduğum Gümüşhane böyle değildi.
İsterseniz 1961 öncesi Gümüşhane halkının, kadınlarının, kızlarının, erkeklerinin kıyafetlerine bakın fotoğraflarda. Farkı görecekseniz.
Yalnız kıyafetler mi?
Hayır.
Konuşmaları, şiveleri, sokakta, caddede yürümemeleri, davranışları, günümüze göre daha uygardı.
O yıllarda (1960 öncesi) hiç kimse sigara izmaritlerini inip çıktıkları merdiven basamaklarına, yürüdükleri kaldırımlara atmazdı.
O yıllarda; kimse başkasına ait binaların duvarlarına yazı yazmazdı.
O yıllarda; kimse küfürlü konuşmaz, ne zaman konuşacağını, nerede susacağını bilirdi.
O yıllarda; camilere de, cami adabına uygun girilir, çıkılırdı.
O yıllarda; Gümüşhane’nin okuma-yazma oran, Türkiye ortalamasının çok üstündeydi.
Gümüşhane, Osmanlı Meclisi Mebusanında da, birkaç milletvekili ile temsil edilirdi.
Türk Kurtuluş Savaşının ve İlk Büyük Millet Meclisi ve sonrasının yükünü, Maliye Bakanı sıfatıyla, Gümüşhaneli Hasan Fehmi Bey (Ataç) çekmişti. Milli Eğitim Bakanlığını (1926-1930) Gümüşhane Müftü zadelerden Cemal Hüsnü Taray yürütmüştü.
23 Nisan 1920 da açılan İlk Büyük Millet Meclisine Gümüşhane Merkez ilçeden Veysel Rıza, Mustafa Bey (Dorman), İbrahim Ruşen Bey (Oktar) Kelkit’ten Alemdar zade Ziya Bey (Tuğlu), Torul’dan Mehmet Şükrü Bey (Üçüncü) seçilmişlerdi. (Ziya Bey (Tuğlu) ile Trabzon Milletvekili Eyyüp Zade İzzet Bey Çarşamba’da eşkıyalar tarafından şehit edilmiş, sonra yakalanmış Trabzon da mahkemeleri görülmüş ve idama mahkûm edilerek, mahkûmiyetleri icra edilmişti.
Bu satırları, iş olsun diye değil, Gümüşhane’nin geçmişinden örnek alınsın, yerel tarihine not düşülsün diye yazıyorum.
1961 öncesi Gümüşhane’de satılmak üzere pazara getirilenler geri götürülmez, üzerlerine bir örtü örtülür, gelecek pazarda yeniden satışa sunulurdu. Hiç kimsenin aklından, o örtülerin altında ne var diye bir düşünce geçmezdi.
1961 öncesine hiç kimse akşamdan evlerinin kapısını kilitleme gereğini duymazdı.
Gümüşhane’de yaşayan herkes, yaşamını; babalarının, dedelerinin, atalarının sürdürdüğü gibi sürdürmeli. Kaldırımları, sokakları kirletmek, acayip kıyafetlerle dolaşmak, küfürlü konuşmak, eşek şakası tabir edilen şakalar yapmak, büyüğünü, küçüğünü saymamak, kollamamak, kavga etmek, bağrışmak Gümüşhanelilere yakışmıyor.