Büyükler küçüklere, öğretmenler öğrencilerine, devlet adamları vatandaşlarına; kullandıkları dille (Sözcüklerle) giyim kuşamlarıyla, oturup kalkmalarıyla, her yönden örnek olmalıdır.
Niye böyle başladım yazıya?
İstanbul Esenler Belediye Başkanı, aynı zamanda Büyük Şehir Belediye Başkanlığı Ak Parti sözcüsü olan zat, Belediyelerin dernek ve vakıflara yaptıkları yardımlar eleştiri konusu olunca, “Çatlasanızda, patlasanızda yapacağız” diyor.
Geçtiğimiz yıllarda, Belediyede çalışan bir insan olarak, belediyelerin kimlere ne ölçüde yardım yapabileceğini ya da yapamayacağını bilen birisi olarak o konuya girmek istemiyorum.
1965 yılında İçişleri Bakanının Gümüşhane’yi teşriflerinde, Gümüşhane Belediyesi Bakana bir yemek vermişti. Lokantacı düzenlediği faturada ikram edilen içkiyi de eklemiş. Belediye saymanlığı da benim sorumluluğumda.
Mülkiye Müfettişi, teftiş sırasında faturada yazılı içkiyi zimmete alabileceğini söylemiştim.
Yanlış mıdır?
Doğrudur.
Bu durumu Belediye Başkanı rahmetli Sabahattin Aytaç’a söyledim. O da Müfettiş beye sohbet sırasında, “İçkiyi zimmete alırsanız, biz de içkiyi kullanan İçişleri Bakanına rücu ederiz” demiş.
Sayın Müfettiş Bey, zimmete almaktan vazgeçti.
Şimdi, develer, hamutlarıyla birlikte yutuluyor. Kimsenin sesi-soluğu çıkmıyor.
Hatırlatınca da; “Çatlasanızda, patlasanızda derneklere, vakıflara yardıma devam edeceğiz” diyorlar.
Yapılan işlem yasalara aykırı. Kullanılan dil, hiç de vatandaşlara örnek olacak bir dil değil.
Bu dili kullanan kişi, hatayı kabul etse “Haklısınız” dese daha çok itibar kazanır. Tersini yapınca, hem de bu sözü (Eskilerin deyimiyle) makam-ı iftiharda söyleyince neleri kaybettiğinin farkında değil.
Onlar, birilerine yaranmak için, her türlü olumsuzlukları meşru sayıyorlar.
Bugün o kabalıklar nedeniyle birilerinden “Aferin!” alabilirler ama gün gelir, o türlü aferinlerin hesabı da sorulur.
Bu gerçeği unutmamalıdırlar.