Yazının başlığına aldığım politikanın da, politikacının da iki anlamı vardır. ”a” harfiyle gösterdiklerim Türk Dil Kurumunun Türkçe sözlüğünde belirtildiği gibi gerçek anlamları, “b” harfiyle gösterdiklerim de mecaz anlamlarıdır.
Mecaz, Arapçadan dilimize girmiştir. Mecaz ; bir konuyu gerçeğinden ayırarak bir başka anlamda kullanılmasıdır.
Politika ise Arapçadan dilimize girmiştir. Politikanın gerçek anlamı; devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, mecaz anlamı ise; Bir amaca ulaşmak için düşündüğünden başka türlü konuşup, işlerini yürütmedir.
Politikanın gerçek anlamı; politika ile uğraşan kimse
Mecaz anlamı ise; birine hoş görünmek, dalkavukluk ederek işini yürüten kimse demektir.
Politika ve politikacıyı kısaca açıkladıktan sonra, kimlerinin birinci anlamında politika yaptığı, kimlerin mecaz anlamında politika yaptığına siz karar vereceksiniz. Bizim, kişileri hedef almak gibi bir tarzımız yoktur. Allah, okuyan-okumayan, az okuyan, çok okuyan herkese akıl-fikir vermiştir. Herkes aklını ve fikrini iyi anlamda kullanırsa, bu ülkeyi oluşturan bireylerin tümü rahat eder. İyi kullanmazlarsa, kimileri deveyi hamutuyla yutar, kimileri de perişanlık içinde yaşamlarını sürdürür.
Yalnız politika ile uğraşanlar değil, politikanın dışında, çeşitli işlerle uğraşanların bazıları da, gerçek yüzleriyle görünmezler herkese.
Bu nedenle, bir halk deyiminde; “Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde” denir.
Oscar Vail’din, düşündüğü gibi konuşan, konuştuğu gibi yazan insan denir.
Dini konuda görevli olanların kimisi için de, “Dediğini yap, yaptığını yapma” öğüdünde bulunurlar.
Şimdi o da karıştı. Yine, din görevlilerinden kimilerinin dediklerini de yapmamamızı isteyenler var. Demek ki, onların da gerçek olanı, olmayanı sürüldü ortalığa. En tehlikesi de budur.
Halkımızı büyük çoğunluğu inançlarına bağlıdır. İnançlarına bağlı olan insanları, dinle, ahlakla kandırmak daha kolay olur.
Son söz olarak; politikayı yalnız mecaz anlamında yapanlar değil, ne yazık ki, bu halkın önemli bir kesimi de (Hangi işi yaparlarsa yapsınlar) gerçek yüzleriyle, gerçek sözleriyle ve gerçek davranışlarıyla yapmıyorlar. Başımıza gelen olumsuzlukların nedeni de budur.
O zaman kurtuluşumuz nasıl olur?
Dinimizin ve Mevlana’nın söylediği gibi; “Olduğumuz gibi görünerek ya da göründüğümüz gibi davranarak” olur.