Ulusal gazetelerde yer alan bir haber gerçekten üzücüydü.
Karabük’te çalıntı bisiklet ihbarı alan sivil polis ekibi Bisikletli 11 yaşlarındaki Miraç Akgün’ü, kimlik kontrolü yapmadan, çocuğu yere yatırıp, bisiklet hırsızı diye, bisikleti elinden almaya çalıştı. Çocuk, her ne kadar “Bu bisiklet benim, babam itfaiyeci” dediyse de ikna olmadı polisler. Çocuğun babası olaydan sonra, çocuğunu dövdüklerini ileri sürdü.
Sonunda gerçekten aranan o bisikletin, yakaladıkları çocuğun bisikleti olmadığını anladılar.
Ülkemizde, askerden sonra en çok kamu görevlisi barındıran bir kurumdur Emniyet Genel Müdürlüğü.
Hatalı davranan polis memurlarının sayısı çok çok azdır. O çok az sayıdaki polis memurunun yanılmasını, hatalı davranmasını genellemek yanlış olur.
Kaldı ki, polis memurlarının toplumun güvenliğini sağlamak konusunda, ölümü bile göze alarak verdikleri hizmet görünmez, bilinmez ama birinin, üçünün yanlışı göze batar.
Emniyet Genel Müdürlüğü, Valiler, Emniyet Müdürleri, kendi bünyelerinde gerekli denetimleri yapar, hatalı davranan polisleri uyarır bu sayede hataları en aza indirirler.
Geçmişte, benim başımdan da bir olay geçti.
Yıl, 1983’tü. Akşam saatlerinde gazetedeki odamda çalışırken, iki sivil genç geldi. “Siz sahte fatura yapmışsınız, matbaanız mühürlenmiş, defterlerinizi kontrol edeceğiz” dediler. Kendilerine kim olduklarını sordum. Mali polis olduklarını söylediler.
Mührü bozarak mı içeri girdiğimi sordum. Durakladılar.
Kendilerine, Defterdarlık elemanları olmadan defterleri kontrol yetkileri olmadığını söyledim ve Defterdarı telefonla aradım. Olayı anlattım. “Emniyetten hiç kimse bizim bilgimiz dışında defter kontrolü yapamaz” dedi.
Olay anlaşıldı. Diğer matbaada fatura yaptıran kişi faturaya kendi adını yazdırmış. Halbu ki, Şiran Malmüdürlüğünde kendi adı değil, ortağı kayıtlıymış.
Bu durumda mali polis olduklarını söyleyen emniyet mensuplarının bu konularda bilgilerinin yetersiz olduğu, yanlış adrese başvurdukları anlaşıldı. Durum çözüldü. Görevli arkadaşlar da özür dileyerek ayrıldılar.
Bu konuyu gazeteye yazmadığım gibi, Valiye de (Rafet Üçelli) Emniyet Müdürüne de söylemedim. Yeri geldi, 38 sene sonra bir anı olarak aktardım.