Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı bir televizyon kanalına konuşurken, “Cumhurbaşkanımızın, İstanbul Sözleşmesini kendi imzasıyla feshedebileceği gibi, isterse Montreux Sözleşmesinden de çıkabilir” dedi.
Montreux, bildiğiniz gibi İsviçre’nin bir kenti. Boğazlarla ilgili sözleşme sözü edilen şehirde yapılmıştı.
Lozan’da Karadeniz’i Marmara’ya bağlayan boğazın hâkimiyetinin Türkiye’ye bırakılması kabul edilmemişti. Karadeniz’e sınırı olan ülkelerin dışında başka ülkeler de Karadeniz’de gemilerini bulundurabilecek, bunların sevk ve yönetimini Türkiye yapamayacaktı.
Bu konu, kesinlikle Türkiye lehine çözümlenmesi gereken çok önemli bir konuydu. Büyük önder Atatürk batılı ülkelerle boğazlar konusunu teker teker görüştü, tartıştı. Sonunda İsviçre’nin Montreux kentinde bir toplantı düzenlendi. İstanbul boğazının yönetimi Türkiye’ye bırakıldı. Karadeniz’e sınırı olan ülkelerin dışında, başka ülkelerin savaş gemileri Karadeniz’de bulunmayan ve boğazlardan da geçemeyecekti. Savaş durumunda da, boğazların sevk ve yönetimi Türkiye’ye ait olacaktı.
Sözü edilen bu sözleşmeyi, Türkiye ile birlikte, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan VB. devletler imzaladı (21 Temmuz 1936) iki yıl sonra da (2 Mayıs 1938) İtalya sözü edilen sözleşmeye imza koydu.
Sanırım, TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı isterse Montreux sözleşmesinden de çıkabilir derken, Cumhurbaşkanının yetkilerine işaret etmek istedi.
Eğer, Montreux sözleşmesinden çıkış konusunu, Türk Ulusunun tepkisini ölçmek için ortaya atılmışsa, gerçekten böyle bir şey düşünülüyorsa, son derece yanlış ve tehlikelidir.
Atatürk, bu sözleşmenin batılı ülkelerce imzalanması için büyük gayretler gösterdi ve sonunda başardı.
Sözleşme 20 yıl süreliydi. 20 yıldan sonra, isteyen ülkeler sözleşmeden imzalarını geri alabilirlerdi. Almadıkları sürece de sözleşme yürürlükte kalacaktı.
Nitekim öyle oldu. Sözleşmenin süresi 1956’da sona erdi ama aradan geçen 65 sene içinde, hiçbir ülke, sözleşmeden imzasını çekmedi.
Devlet adamları, toplumun karşısında bir şeyler söylerken olmalılar. Çünkü o sözler istenen yöne çekilebilir ve sonunda altından kalkılması kolay olmayacak bir hal alabilir.