Ülkemizdeki vatandaşların bankalara olan kredi borçlarının 148 milyarı bulduğu açıklandı.
Borçlu vatandaş sayısı ise 44 milyon.
Bankalara borcu olmayan kaç kişi kaldı?
“Borç, yiğidin kamçısıdır” derler ama iş yok ki, yiğit çalışıp da borcunu ödesin!
1916 yılında Rusların bu bölgeleri işgal haberi gelmeden halk, Anadolu’nun içlerine doğru göç etmişti. Rusya’nın içinde çıkan bir darbe sonucu, Ruslar istila ettikleri topraklarımızdan çekildi, göç eden hemşerimiz de kışın ortasında (Şubat 1918) evlerine döndü ama ekim zamanı değil. Yiyecek yok. Ağır kış şartları yaşamı daha da zorlaştırıyor. Kimi evler harap olmuş. Halkın perişanlığı, muhacir olarak kaldıkları bölgelerdeki gibi, kendi yurtlarında, kendi evlerinde de sürdü. Çünkü ellerinde para yok, çalışacak iş yok, ekilecek arazi yok. Her yer karla kaplı.
Hani ozan: “Kendi vatanımızda vatansızlar gibiydik” diyordu ya. O günler öğleydi.
Şimdi savaş halinde değiliz. Başımızda bir Korona virüs belası var ama dar günlerimizde imdadımıza yetişmesi gereken devletimiz de var.
Devletimiz var ama maddi açıdan devletin olanakları da yetersiz. Kimsenin imdadına yetişemiyor. İmdadına yetişebildikleri de, elde ettikleri yardımlarla yetinemiyor.
Tuzu kuru olanlar, halkın bu çektikleri sıkıntıları göz ardı ederek, ortalığı tozpembe gösteriyor.
Ortalık tozpembe olsa, vatandaşların kredi borçları 148 milyarı bulur mu? Halkın tamamına yakını borçlu kalır mı?
Ne var ki, umutsuzluğa kapılmamalıdır. Bir kapı kapanırken, bir başka kapı açılır. Bu halk, ne savaşlar, ne darlıkları, ne sıkıntılar gördü.
Ne diyordu Neyzen Tevfik:
“Istırabın sonu yok sanma bu Alem de geçer
Ömrü fani gibidir gün de geçer, dem de geçer
Gam karar eyleyemez handeyi hurrem de geçer
Devri şâdi de geçer, gussa-i matem de geçe
Gece gündüz yok olur, anı dem Adem de geçer”