Yazılı ve sözlü basında, hemen her gün işleniyor bu geçim konusu. Ama sonuç alınamıyor.
Ülkeyi yönetenler de biliyor bu gerçeği ama belli ki, ülkenin gelir kaynaklarını iyi kullanamıyorlar. Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ekonomik zorlukları, maaş ve ücret artışlarının daha da sıkıntıya sokacağını düşünüyorlar.
Tasarruf gerekiyorsa, işe kamu kurumlarından başlamalıdır.
Nasıl mı?
Gelişmiş, gelişmemiş ya da gelişmekte olan hiçbir ülkede, bizim ülkemiz kadar makam aracı kullanan yok. Makam araçları azaltılmalı.
Avrupa’da işine ya da evcine bisikletle gidip gelenleri görüyoruz.
Almanya’da uzun yıllar Başbakan olan Merkel bir gün minibüse benzer bir araçla bir binanın önüne geldi. Aracın kapısı kendi eliyle açtı, indi, binadan içeri girdi. Arkasından bir koruma izliyordu onu. Bir süre sonra binadan çıktı, koruması peşinde aracın kapısını yine kendisi açarak içeri girdi ve ayrıldı.
Geçmiş yıllarda kimi il yöneticileri, köylere giderken, 7-8 makam aracıyla gidiyordu. Her bir araçta bir daire müdürü oluyordu.
Bazı daire müdürü bir minibüsle gidebilir, akaryakıttan tasarruf edilebilirdi. Makam araçlarının sayısı azaltılabilir, görevli gitmek isteyenler makamda hazır bulunan araçların birini talep eder, onunla gidip gelebilirlerdi. Hem akaryakıttan, hem de personelden tasarrufa gidilebilirdi.
Kamu kurumlarına gittiğim yıllarda görüyordum; kamuda çalışanlardan kimileri ıslak ellerini bir yazı kâğıdıyla kuruluyordu.
İster kamuda, ister özelde, herkes gerekli olan lambaları yaksa, gereksizleri yakmasa enerjiden tasarruf edilebilir.
Karşılamalar, uğurlamalar da büyük külfet getiriyor ülkeye. Bir devlet adamını ildeki ya da ilçedeki bir yöneticinin karşılaması yetmiyor mu?
1970’li yıllarda bir devlet adama gelecekti Erzincan üstü Gümüşhane’ye. Gerek kamu görevlileri, gerekse partili-partisiz yüzlerce vatandaş, karşılamak için, Kelkit’le Erzincan arasında, dağın üstünde, Sabahın 9.00 undan saat 16.00 ya kadar beklendi. O kadar iş gücü boşuna akıp gitti.
O günden bu yana fazla bir değişiklik olmadı.
Sözü geçinmenin zorlaştığından aşmıştık. İşsiz sayısını az göstermekle, enflasyonu düşük göstermekle, bu düşük enflasyonu örnek alarak memur ve işçilere bunun üzerinden zam yapmakla, çalışanların büyük bir kesimini gerçekten zora soktuğumuzu görmeliyiz artık. Ayda 8 bin liralarla, 10 bin liralarla geçinemiyor insanlar. Birçok insanın kanun dışı yollara başvurması biraz da ekonomik zorluklardandır. Bu gerçeği başka yerlerde aramak boşunadır.
Bir ülkede açlar ne kadar çoksa, olaylar da o kadar çok olacaktır. Bunu görmeliyiz artık.