Yaşam için önemli olan, ne geçmiş ne de gelecektir.
Ya nedir?
Yaşam, içinde bulunduğun zamanın değerlendirmesidir.
Geçmiş, deneyimdir, tecrübedir. Geçmişinden, daha doğrusu; geçmişteki deneyimlerinden ders alamayanlar, geleceğe olumlu bir yön veremezler.
Geçmişinizden ders alamıyorsanız ne olur o zaman?
“Berim oğlum bina okur, döner, döner yine okur” olur. Geçmiş deneyimlerinizden hiç yararlanamamış, hiç ders almamış, hatalarınız, noksanlarınızı devam ettirmiş olursunuz.
İsmet İnönü, sorulan bir soruya yanıt olarak; “Yaşamımda çok hata yaptım, ama aynı hatayı iki kere yaptığımı hiç hatırlamam.” Demişti.
İşte, geçmişten ders almak dediğimiz budur.
Gelecek konusunda ise, herkesin bir düşüncesi, bir planı olmalı.
Yahya Kemal bir şiirinde;
“Bu son fazlıdır ey ömrüm
Nasıl geçersen geç” diyor, ama halkın deyimiyle, “Ununu elemiş eleğini asmış” konumundakiler için, “Nasıl geçersen geç” denebilir. Yalnız, gençler öğle dememeli. Afaki değil ama geçerli planlar yapmalı gelecek için. Lisenin son sınıfında olan bir öğrenciye sordum: “Üniversite sınavlarına gireceksiniz, hangi dalda eğitim-öğretiminizi sürdürmek istiyorsunuz?
“Henüz karar vermedim” dedi.
Yanlış kararın bile, kararsızlıktan daha iyi olduğunu söylerler. Çünkü yanlış karar düzeltilebilir ama kararsızlık düzeltilmesi zor bir hastalıktır.
Akşamdan, sabah için neler yapacağınızı düşünmeli ve kararlaştırmalısınız. Kendinizi rüzgârın önündeki yaprak gibi bırakamazsınız. Çünkü rüzgârın sizi nereye atacağı belli olmaz.
Hesaplı, kitaplı, plan ve programlı olmalı herkes.
“Hesapsız kasabın, elinde kalır masadı” diye bir halk deyimimiz de vardır. Masad; bıçak bilemek için kullanılan bir araçtır.
Yazının başlığına dönecek olursak, yaşam, geçmişten ders alınarak, içinde bulunduğumuz zamanın değerlendirmesidir.