enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ulutaş: “Çiftçiye Verilen Söz Piyasada Karşılık Bulmalı”

Ulutaş: “Çiftçiye Verilen Söz Piyasada Karşılık Bulmalı”
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
13.09.2026 14:35
0
A+
A-

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, tarımda üreticinin toprağından kopmaması için öngörülebilir ve güvenilir bir fiyat politikasının şart olduğunu belirterek, “Devletin açıkladığı fiyat, üretici açısından bir rakamdan ibaret değildir. Devletin sözü, üreticinin geleceğidir” dedi.

ÇİFTÇİYE VERİLEN SÖZ PİYASADA KARŞILIK BULMALI

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, çiftçiye açıklanan fiyatların piyasada karşılık bulmamasının yalnızca bir fiyatlama sorunu olmadığını, bunun aynı zamanda bir güven sorunu olduğunu ifade etti.

Tarımda üreticinin toprağından kopmaması için en önemli şartın öngörülebilir ve güvenilir bir fiyat politikası olduğunu belirten Ulutaş, çiftçinin mazot, gübre, tohum ve diğer girdilerini yüksek maliyetlerle karşılayarak üretime başladığını, bu süreçte devletin açıklayacağı fiyat politikasına güvendiğini kaydetti.

Devletin açıkladığı alım fiyatının yalnızca bir rakam olmadığını vurgulayan Ulutaş, bunun üreticiye verilmiş bir söz olduğunu belirterek, “Bu sözün hasat döneminde piyasada karşılığı yoksa, kaybeden yalnızca çiftçi olmaz. Üretim azalır, ithalat artar, gıda fiyatları yükselir ve sonunda bütün toplum zarar görür” ifadelerini kullandı.

FİYAT AÇIKLANMADAN ÖNCE PİYASA NE SÖYLÜYORDU?

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı fiyatlar değerlendirilirken, açıklama öncesindeki piyasa koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Ulutaş, ekmeklik ve makarnalık buğdayda açıklama öncesinde piyasa fiyatlarının yaklaşık 15,10–15,70 TL bandında olduğunu, TMO’nun açıkladığı fiyatın ise ortalama 16,50 TL seviyesinde kaldığını ifade etti.

Arpada ise açıklama öncesinde yaklaşık 14,50 TL seviyesinde olan piyasa fiyatına karşılık TMO’nun açıkladığı fiyatın 12,75 TL olduğunu aktaran Ulutaş, mayıs ayında 16 TL’nin üzerine kadar çıkan arpa fiyatlarının, açıklamanın ardından piyasada 11 TL’nin altına kadar gerilediğini belirtti.

Ulutaş, devletin piyasayı düzenlemek amacıyla açıkladığı fiyatın, piyasayı yukarı çekmek yerine aşağı yönlü bir baskı oluşturduğunu savunarak, “Devletin müdahalesi piyasayı dengelemeli; üreticinin elindeki ürünü daha ucuza satmasına yol açmamalıdır” dedi.

FINDIKTA DA BENZER TABLO

Sorunun yalnızca buğday ve arpadan ibaret olmadığını belirten Ulutaş, Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden fındıkta da üreticinin karşı karşıya kaldığı tabloya dikkat çekti.

TMO’nun yüzde 50 randıman için belirlediği 245–255 TL/kg seviyesindeki alım fiyatına rağmen serbest piyasada fiyatların çok daha düşük seviyelere gerilemesinin, üreticinin pazarlık gücünün ne kadar zayıf olduğunu gösterdiğini ifade eden Ulutaş, eylül ayı itibarıyla serbest piyasa fiyatlarının Giresun’da 205 TL, Ordu’da 180 TL, Trabzon’da ise 180–190 TL bandında seyrettiğini belirtti.

Ulutaş, TMO’nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL’lik fiyatla serbest piyasa arasında 45–75 TL’ye varan bir makas oluştuğunu kaydetti.

Kuru üzümde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Ulutaş, devletin ve üretici kuruluşlarının açıklayacağı fiyatın piyasayı yukarı taşımasının beklendiğini, ancak TMO’nun bu yıl açıkladığı en yüksek alım fiyatının 100 TL/kg’da kaldığını ifade etti.

Geçen yıl 9 numara kalite için verilen 120 TL’nin dahi altında kalan bu fiyatın, üretici kesiminin 150 TL ve üzeri beklentisinin çok altında olduğunu belirten Ulutaş, müdahalenin üreticiyi koruyacak ölçüde güçlü olmadığını savundu.

Ulutaş, “Devlet piyasaya müdahale ediyorsa, bu müdahale kimin lehine sonuçlanıyor? Üreticinin lehine değilse, sistemin yeniden değerlendirilmesi gerekir” dedi.

BU FARKI KİM ÖDÜYOR?

Çiftçinin maliyetinin üretimden önce oluştuğunu belirten Ulutaş, mazot, gübre, tohum, ilaç, yem, işçilik ve sulama giderlerinin üretici tarafından önceden karşılandığını, ancak satış zamanı geldiğinde çiftçinin aynı ölçüde pazarlık gücünün bulunmadığını ifade etti.

TMO ödemelerinin uzun vadeye yayılması ve prim ödemelerinin gecikmesinin, yüksek enflasyon ortamında üreticinin elini daha da zayıflattığını belirten Ulutaş, borcu olan, kredi taksiti gelen veya yeni üretim sezonuna hazırlanmak zorunda kalan çiftçinin parasını bekleyemediğini kaydetti.

Ulutaş, “Ürününü hemen paraya çevirmek zorunda kalan üretici, çoğu zaman fiyatı belirleyen değil, kendisine sunulan fiyatı kabul eden taraf oluyor. Dolayısıyla bu farkı da çiftçi ödüyor” ifadelerini kullandı.

SORUN SADECE FİYAT DEĞİL, TARIM POLİTİKASININ SİSTEMİDİR

Türkiye’de her hasat döneminde buğday, arpa ve fındık fiyatlarının tartışıldığını belirten Ulutaş, asıl konuşulması gerekenin çiftçinin gelecek yıl da üretim yapabilmesini sağlayacak sistemin nasıl kurulacağı olduğunu ifade etti.

Tarımın sıradan bir piyasa faaliyeti olmadığını vurgulayan Ulutaş, tarımın gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlık ve milli güvenlik meselesi olduğunu belirtti.

Devletin görevinin serbest piyasayı ortadan kaldırmak olmadığını kaydeden Ulutaş, “Devletin görevi, üreticinin serbest piyasa içerisinde ezilmesini engelleyecek adil ve öngörülebilir bir düzen kurmaktır” dedi.

İYİ TARIM POLİTİKASI ÜÇ TEMEL İLKEYE DAYANMALI

Türkiye’nin her yıl aynı fiyat tartışmasını yaşamaktan çıkarak kalıcı bir sisteme geçmesi gerektiğini belirten Ulutaş, bunun için üç temel adım atılması gerektiğini ifade etti.

  1. Maliyet ve makul kâr esaslı fiyat

Üreticinin ekim yaptıktan sonra fiyatın ne olacağını düşünmemesi gerektiğini belirten Ulutaş, ürün fiyatının ekimden önce, gerçek üretim maliyeti ve üreticinin makul kârı dikkate alınarak açıklanması gerektiğini kaydetti.

  1. Kotasız devlet alım garantisi

Devletin açıkladığı fiyatın arkasında durması gerektiğini ifade eden Ulutaş, TMO’nun belirlenen fiyat üzerinden üreticinin elindeki ürünü kotasız ve gereksiz bürokratik engeller oluşturmadan alma güvencesi vermesi gerektiğini belirtti.

  1. Peşin ve zamanında ödeme

Çiftçinin borcunu ödemek için ürününü tüccara düşük fiyattan satmak zorunda bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, alım bedellerinin uzun vadeye yayılmaması, üreticinin ihtiyacını karşılayacak şekilde zamanında ve mümkün olduğunca peşin ödenmesi gerektiğini ifade etti.

ÇİFTÇİNİN ALIN TERİ PİYASAYA TERK EDİLMEMELİDİR

Türkiye’nin ihtiyacının her yıl yeni bir fiyat tartışması değil, güven veren bir tarım politikası olduğunu belirten Ulutaş, çiftçinin tarlasına tohum atarken gelecek yıl ne olacağını bilmesi gerektiğini kaydetti.

Üreticinin “Ürettiğim ürünün karşılığını alabilecek miyim?” endişesi taşımaması gerektiğini ifade eden Ulutaş, devletin yalnızca fiyat açıklamakla yetinmemesi, açıkladığı fiyatın arkasında durması gerektiğini belirtti.

Ulutaş, “Çünkü devletin açıkladığı fiyat, üretici açısından bir rakamdan ibaret değildir. Devletin sözü, üreticinin geleceğidir” dedi.

Artık Türkiye’de “Fiyatı açıkladık, gerisini piyasa belirlesin” anlayışından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Ulutaş, üreticinin maliyetini, emeğini ve geleceğini güvence altına alan yeni bir tarım politikası kurulması gerektiğini ifade etti.

Ulutaş, açıklamasını “Çünkü çiftçi üretmezse Türkiye kazanamaz” sözleriyle tamamladı.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.