Aklımızın, mantığımızın almadığı, almayacağı olaylardan söz ediyor ulusal gazeteler, televizyonlar.
Bir zamanlar, Fetullah Gülen denen birisi çıktı, serbest ekonomi modelini baz alarak okullar açtı, dershaneler açtı. Devletin emir, komuta ve yönetiminde ne varsa (Askeriyesinden, emniyetine, Adliyesinden Milli Eğitimine, yönetiminden, en küçük birimlerine kadar) hepsine ortak olma çabası içine girdi.
Arkasında, ABD gibi, İsrail gibi, kimi devletlerin gizli örgütleriyle de iş birliği yaparak, devleti tümden ele geçirmeye çalıştı.
Sonunda, eline geçirdiği güçlerle, devlete tümden hâkim olma çabası, işi ihtilale kadar götürdü.
Sonunda, değerli Türk Ordusu ve Türk halkı olayı bastırdı, her şey yeniden resmi devletin yönetimine girdi.
Bu arada, gerçek suçluların yanı sıra, devletine, milletine bağlı kimseler de zarar gördü.
Türk Ulusu olarak bu büyük badireyi atlattık derken, yeniden kimileri ortaya çıkıyormuş, eğitimler yaptırıyormuş, idare şekli değişecekmiş, tüm bu olup bitenler, İslam Dini için yapılıyormuş gibi bir sürü mişler, muşlar.
Tüm bu olup bitenleri sözlü ve yazılı basından öğreniyoruz.
Ülkemiz, bu kadar deneyimlerden geçmişken, devlet yönetiminin ve yönetim şeklinin ne olduğunu çok açık bir şekilde seçebilecek bir düzeye gelmişken, devlet içinde devlet oluşumuna elbette fırsat verilmeyecektir.
Sinek küçük ama mide bulandırmaya yetiyor.
Bizim okuduklarımızı, dinlediklerimizi herkes de okuyor ve dinliyor. Bundan sonra, çağdaşlık yolunda oldukça mesafe aldığını düşündüğümüz ülkemizde, elbette, ikinci bir devletmiş gibi davranışlara izin verilmeyecektir.
Ama her hıyanet, küçük küçük, basit gibi başlar ve sonunda önünü almak için büyük sıkıntılar çekilir.
Biliyoruz, 21. Yüzyılda hiç kimse suyu yokuşa akıtmaya güç yetiremeyecek ama sinek örneğinde olduğu gibi, midemizi bulandırmasınlar.
Bu devletin ordusu var, emniyeti var, adliyesi var. Hiç kimseyi başıboş bırakmazlar.