Birçok tehlike var ülkemizi bekleyen. Üretimden tümden uzaklaşıp, yalnızca tüketim toplumu olmak bir tehlikedir. Ekonomisi zayıflamış, tarımda ve sanayide tamamen dışı bağımlı olmak bir tehlikedir. Cumhuriyet yönetiminden, laiklikten uzaklaşmak bir tehlikedir. Büyük çoğunluğun geçim sıkıntısı içine düşmesi, edebi, ahlakı da çökerteceğinden bir tehlikedir.
Bu saydığım konular elbette önemlidir ama bugün üzerinde durmak istediğim bir başka tehlike var.
Nedir o?
Ortada bir savaş yok ama yabancıların ülkemizi işgal etmesi, yabancı sayısının belirli bölgelerde ve giderek ülkemizin tüm illerinde çoğalması bir tehlikedir.
Amacım, yabancı düşmanlığı yapmak değildir. Yabancıların sayısının bu kadar çok olduğu bir başka ülke gösterebilir misiniz?
Akla Almanya gelebilir. Oradaki Türk kökenli yurttaşlarımız örnek olarak gösterilebilir. Ancak, İkinci Dünya Savaşından sonra yıkılan, tümden harap olan Almanya’yı kalkındırabilmek için, ülkeyi yönetenler, başka ülkelerden vasıflı-vasıfsız işçi almak zorunda kalmışlardı. Bu bir zorunluluktu. 1960 yılından sonra aldıkları yabancılardan bir kısmı orada uzun süre kaldı. Almanlar da buna izin verdiler. Çünkü onlara da ihtiyaçları vardı. Hatta kimileri Almanya da yerleşti, Alman vatandaşlığına da geçti.
Bizim ülkemizde böyle bir zorunluluk yok. Kendi ülkemizin gereksinimlerini karşılamakta zorlanıyoruz. Bazı illerimizde yabancı sayısı neredeyse o illerin nüfuslarına yetişecek. Yetişen iller de var. Örnek mi istiyorsunuz; Hatay bunlardan biri. Hatay Belediye Başkanı, yalnız son aylarda değil, yıllardan beri bu tehlikeye dikkatleri çekmeğe çalışıyor.
Antalya’da bazı ilçelerde, bazı bölgelerde yabancıların yerleşmesine sınır getirildi.
Ülkemize yerleşen ailelerin doğum oranı, bizim ülkemizdeki vatandaşlarımızdan çok yüksek. Eğer önlem alamazsak, ileri de büyük bir tehlike arz edecek yabancılar.
Bu tehlikeyi görmeliyiz.
Yabancılara vatandaşlık vermeği oy olarak görmeğe kalkarsak, bu daha da tehlikelidir. Bu durum, “Benden sonra tufan” demekten başka bir şey değildir.
Kaldı ki, hangi ülkeden, hangi illerde yerleşmeğe çalışan yabancı sayısının ve bunların in mi, cin mi olduğunu da bilmiyoruz. Bir başka tehlike de odur.
Önlem, sadece yabancı kabul etmek değil, hem etmemek, hem de ülkemize yerleşen yabancıları uygar ölçüler içinde ülkelerine göndermektir.
Aksi halde başımız derttedir.