Başlıktaki ifade, bana ait değil, Atatürk’e aittir.
Ne diyordu Atatürk:
“Vatan savunmasının dışında yapılan her savaş bir cinayettir” diyordu.
Bu duruma göre, İsrail’in (İsrail halkının değil) İsrail’in başındaki Netanyahu’nun bir cinayet makinesi gibi işlediğini görüyoruz. Sizce de öğle değil mi?
Bir iki gün önce 7-8 yaşlarındaki bir çocuğun, silahlar yüzünden terk ettiği evine döndüğünde, evinin kendisine ait odasının yıkıldığını görmesi, bir kumbaraya biriktirdiği 20 şekerinin bile alınması nedeniyle nasıl ağladığını bütün dünya gördü. Çocuk, bir yanda boş kumbarasını gösteriyor, öte yandan, ailesiyle birlikte çekilmiş duvarda asılı fotoğrafa dikkat çekiyor ve nasıl ağlıyor!. Bu çocuğun ağlaması karşısında, Netanyahu’nun dışında, etkilenmeyen bir insan varsa, bilin ki, insan değildir.
Esirlerin takası için ayrılan süre bitince, dünyada tüm ulusların ve o uluslara bağlı insanların gözleri önünde, İsrail, öldürmeğe, binaları yerle bir etmeğe yine başladı.
Dünya ne yapıyor bu durumda?
Seyretmenin dışında hiçbir şey yapmıyor. ABD Başkanı, İsrail-Hamas çatışmasından sonra, bilmem kaçıncı kez İsrail’e geldi.
ABD Başkanı acaba, “Savaşı durdurun mu” dedi. Hiç sanmıyorum. Çünkü ABD Başkanı İsrail’de iken, İsrail uçakları, diğer savaş araçları yakıp yıkmaya devam ediyordu.
Hangi ülkenin vatandaşı olursanız olun, bu vurdumduymazlık karşısında artık bu dünyada yaşamanın insana bir zevk vermediğini, vermeyeceğini görmüş olmalısınız.
Bu vahşete tınmayan, İki ayaklı, iki elli insan kaldıysa, onları insan olarak sayar mısınız? Bilemem.
Ama o Filistinli çocuğun, belki de ailesinin tüm fertlerini kaybettiğine, özellikle de kendi evlerinin yıkılmasına ve biriktirdiği şekerlerin bile alınmasına ağladığını göre göre umursanmayanların insan olarak nitelenmesi elbette olası değildir.
En çok da ağırıma giden, dünyaya, sözde hamilik yapan büyük ve güçlü ulusların, ölümler, yıkıntılar, vahşetler karşısında sessiz kalmaları, hatta teşvik eden bir durum takınmalarıdır.
Huzur içinde yaşayabilirseniz yaşayın artık böğle bir dünyada.