Amatör olarak, yazı yaşamıma başladığımdan bu yana 70 yıl geçti, Bu yetmiş yılın, 60 yılı da, kendi kurduğum gazetede (Kuşakkaya’da) geçti.
Bir zamanların, bahçeler şehri, elma cenneti diye anılan Gümüşhane Merkez ilçede, bahçelerin, ormanların korunması konusunda, ağaçlandırmalar konusunda çok yazı yazdım bu sütunlarda.
Yeşil bitki örtüsü (meyve bahçeleri) Bağlarbaşı Mahallesinde, bir ölçüde Eskibağlar Mahallesinde, Çamlıca, Özcan ve Hacıemin mahallelerinde kaldı. Gümüşhane Merkez ilçe, büyük ölçüde “Elma Cenneti” olmaktan çıktı.
Gümüşhane bir yana, batıda, zeytinlikleri, sebze bahçelerini, Ülke genelinde, meraları, yeşil alanları, hatta ormanları koruyamıyoruz.
Meyve, sebze bahçeleriyle ormanlarımız, genel anlamda, yeşil bitki örtümüz, taş ocaklarına, kömür ocaklarına, çeşitli madenlere feda ediliyor. Geriye, git gide çölleşen, daha da çölleşecek olan topraklar kalıyor.
Para kazanma hırsıyla, kimi iş adamları, kimi holdingler, ormanları ve yeşil bitki örtüsünü talan ediyor.
1869-1944 yılları arasında yaşayan, milli şairlerimizden, idareci ve Milletvekili Mehmet Emin Yurdakul 100 yılı aşkın bir süre önce yazdığı şiirlerde ormanlarımızın korunması konusunu çok güzel işlemişti.
Yazının başlığına koyduğum “Sakın Kesme!” iki sözcüklük dizeyi de Yurdakul’un bir şiirinden aldım.
Ne diyordu Milli şairimiz Mehmet Emin Yurdakul:
Ey hemşehri! sakın kesme
Yaş ağaca balta vuran el unmaz
Bu kütükler nice yıldır, hiçbirine kervan gelmez, kuş konmaz”
………
Sakın kesme, her dalında bir güzel kuş ses versin
“Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin
Sakın kesme, şu sevimli köye kanat-kol gersin
Sakın kesme, aziz vatan günden güne şenlensin
Mehmet Emin Yurdakul çok güzel demiş ama kim anlamış, kim dinlemiş.
Bu anlayışsızlığın, bu vefasızlığın, bu vurdumduymazlığın yanıtını Halk, yine deyimle söylemiş.
Ne demiş?
“Adın ne?
Reşit
Sen söyle, sen işit!…”
Ülkemiz çölleşiyor, farkında değil misiniz?