Şaibe, Türkçe sözlükte; eksiklik, hile, kusur anlamlarında kullanılan ve Arapçadan dilimize giren bir sözcüktür.
31 Mart seçimlerinde çeşitli il, ilçe ve kasaba seçimlerine siyasi partiler tarafından itirazlar yapılmış, bu itirazların kimileri dikkate alınmış, kimileri alınmamıştır.
Örnek vermek gerekirse; Hatay’da yapılan seçimlerde 30 binden çak oy iptali vardır. 3 bine yakın ölü de, yaşıyormuş gibi seçmen yapılmış ve oy kullandırılmıştır. Bu ilimizde seçimlerin iptali gerekmektedir. Ama seçimler iptal edilmemiştir. Arapça anlamıyla şaibeli, Türkçe anlamışla kuşkuludur.
Muhalefet partileri, her ne kadar bu konuda ellerindeki belgeleri konuşturmuş olsalar da, dikkate alınmamıştır. Hatay’daki seçimlerle ilgili iptal başvuruları nerelere kadar gidilecek, bilemiyorum.
Hatay da seçimi kazanmış gibi gösterilen kişi, bu kadar kuşkulu bir seçimi nasıl içine sindirecek ve nasıl görev yapacak, onu da bilmiyorum.
İzlediğimiz kadarıyla, 1950 yılından bu yana yapılan seçimlerden hiç birinde, bu kadar kuşkulu bir seçim yaşanmamıştır.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde hukuk çizgiden çıkarılmışsa, o ülkede hukuk ve demokrasi sözcüklerini kullanmak olası değildir.
31 Mart seçimlerinde yalnız Hatay ilimizde değil, pek çok yöremizde itirazlar üzerinde durulmamıştır.
Hukuksuz bir sonuç, helal yönlerden elde edilmemiş kazanç gibidir. Yiyebilenler yer.
Çevresinin; ilmine, irfanına değer verdiği bir din âliminin çocuklarının yanlış yollara saptığını söylemişler âlime ve nedenini sormuşlar?
Âlim de şu yanıtı vermiş:
“Gençlik yıllarımızda, özellikle dini ve ilmi konularda bize danışmak için gelenler, yanlarında hediyelerle gelirlerdi. Bizim o hediyeleri dağıtmamız, ihtiyaç sahiplerine vermemiz gerekirdi. Biz bu konuda hata yaptık, dağıtmadıklarımız, yediklerimiz oldu. İşte çocuklarımız, o helal olmayan lokmaların ürünüdür.”
Şimdi, helali, haramı düşünen mi var?
“Sen bu dünyada ver ben yiyeyim, öbür dünyada alırsın!” diyorlar.
Hâlimiz, ahvalimiz bu. Boşuna “Şaibeden” söz ediyoruz.