Hz. Muhammed(sav) hatemü’l enbiya(peygamberlerin sonuncusu)ydı.
Hz. Muhammed(sav) hatemü’l enbiyaydı. O, Kur’an ahkâmını en güzel yaşayan model insandı. İman onda, sabır onda, şükür onda, irfan onda, tevazu onda, iffet onda, merhamet onda, mesuliyet bilinci onda, hamaset onda, hamiyet onda, erdem onda, asalet onda, dik duruş onda, sevgi onda, vefa onda, mertlik onda, cömertlik onda, ziya onda, sadakat onda, liyakat onda, kelâm onda, selâm onda, ilim onda, şuur onda, hikmet onda, aşk onda, muhabbet onda, muştu onda, kulluk onda, irşat onda… Cümle güzellikler onda cem olmuş.
Günümüzde Kur’anî hayattan uzak düşen, ruhu nefsin cenderesinde ezilen, şeytanın sofrasın(d)a meze olan ve ahireti unutan gençliğimiz ne yazık ki sapır sapır dökülüyor. Şehvanî hisleri tatmin etmek, hayatın gayesi olarak algılanıyor. Batının batağında battıkça yükseldiklerini zanneden mukavvadan adamlar, gençlerimize rol model oluyor. Önümüzde Peygamberimiz gibi böyle mükemmel bir numune dururken başka örnekler arayama ne hacet var? Üstümüzde güneş varken idare lambalarından medet ummak kâr-ı akıl değildir.
Şairin dediği gibi “Yok bile yokken o vardı” Kâinat onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı. Müminlerin Resulullah’a olan hasretinin ateşini hiçbir termometre ölçemez. Onun yokluğu yüreklerde baldırandır. Çil yavrusu gibi dağılan, haysiyeti yerlerde sürünen, öz yurdunda parya muamelesi gören, öksüz ve yetim bir çocuğu andıran İslâm ümmeti onun nizamına bugün dünden çok daha muhtaçtır. O artık aramızda yok; ama onun getirdiği Kur’an hep var olacak. Yeter ki o Kur’an’ı evimizin duvarlarına değil, gönlümüzün gönderine asalım. Ne mutlu onu görüp de iman edenlere! Ne mutlu onu görmediği halde kalpten iman edenlere! Rabbim bizleri onun “livâü’l hamd” sancağı altında toplanan bahtiyar kullarından eyle!…
Âlemlere rahmet olarak gönderilen(Rahmetellil Âlemin) Hz. Muhammed(sav)
Bizler Resulullah Efendimizin doğum gününü “Mevlid-i Nebi” olarak huzur ve huşu içinde kutlarız. Bu kutlu zaman diliminde ona selât-ü selâmlar getiririz. “Mevlid” kelimesi “doğum” anlamına gelir. Son peygamber Hz. Muhammed(SAV)’in dünyayı şereflendirdiği Rebiülevvel ayının on birinci gününü on ikinci güne bağlayan geceye “Mevlid Kandili” diyoruz. Bu mübarek gece, bütün Müslümanlar için bayram hükmündedir. Çünkü Allah’ın sevgilisi(Habibullah) olan Resul-i Ekrem, bu şerefli zaman içerisinde dünyamızı teşrif etmiştir. O büyük Nebi, hicretten 53 sene evvel şenlendirmişti arzı… Tarihler milâdî 571’i gösteriyordu o zaman. Nisan ayının yirmisini işaret ediyordu takvimler.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen(Rahmetellil Âlemin) Hz. Muhammed(SAV), dünyayı şereflendirmeden evvel cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış başını gidiyordu. Tevhit inancı çoktan unutulmuştu. Cahiliye Arapları putlardan medet umuyordu. Dünya, karanlıklara gömülmüş, yaşanmaz hale gelmişti. Bu böyle gitmezdi. Bir müjdecinin yolu gözleniyordu.
Gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin kemâlat bakımından en büyüğü olan Hz. Muhammed(SAV), Rebiülevvel ayında dünyaya gelmekle o ayı sıradanlıktan kurtarıp güzelleştirmiştir. Onun gelişiyle bu ay bambaşka bir mânâ yüklenmiştir. O kutlu doğumdan beri Pazartesi günleri daha bir sevimli gelir biz Müslümanlara. İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen Resülullah’ın değdiği her şey diğerlerine nazaran ne kadar da bahtlıdır. Onu dünya gözüyle görmek en büyük saadet olsa gerek… Ashaptan olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır.
Kadir Gecesi’nden sonra en mühim ve en faziletli gece olarak adlandırılan Mevlid Kandili gecesi, Müslüman âlemince lâyıkıyla ihya edilir. Zira bu gecede kurtuluş çerağı dünya semasına inmiştir. O ışık, cehalet karanlıklarını bertaraf edip gönülleri aydınlatmıştır. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem Efendimiz bu güzel gecede hakkıyla anılır ve doğumundan dolayı duyulan sevinç, kalben ve lisanen dile getirilir. Zira bu hususta İmam Celâlüddîn Abdürrahmân bin Abdi’l-Melik Kettânî şöyle diyor: “Mevlid günü ve gecesi, mübecceldir, mukaddestir, mükerremdir. Şerefi, kıymeti çoktur. Resûlullah’ın (Sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) varlığı, vefatından sonra, ona tâbi olanlar için, kurtuluş vesilesidir. Onun mevlidi için sevinmek, Cehennem azabının azalmasına sebep olur. Bu geceye hürmet etmek, sevinmek, bütün senenin bereketli olmasına sebep olur. Mevlid gününün fazileti, Cuma günü gibidir. Cuma günü, Cehennem azabının durdurulduğu, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Bunun gibi, mevlid gününde de azap yapılmaz. Mevlid geceleri sevindiğini göstermeli, çok sadaka, hediye vermeli, davet olunan (uygun) ziyafetlere gitmelidir.”