“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lâzım.”
Aliya İzzetbegoviç’in “Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.” sözünün şuuruna erip faziletli insan yetiştirmeye; birçok dert, çile ve engele rağmen ilim, irfan, fikir, sanat, ahlâk, cesaret ve sabırla Türkiye’nin eğitim ve kültür davasına sahip çıkmaya; kendi medeniyet ve kültür değerlerimizden ilham vermeye, çok yönlü ve bilinçli okumalarına, aklıselimle düşünüp sorgulamalarına, burçlara bayrak olabilecek gençlerimizin yüreklerine kutlu ve ebedî sevdalar üflemeye gayret ettim. Türkçenin feryadını hissettirip dil davamızla dertlenmelerine, öğrencilerime inanç, samimiyet, edep, azim, sorumluluk, öz güven, cesaret, sevgi, merhamet, adalet, liyakat ve vicdanla “ahlâk-dil-tarih şuuru”nu kazandırmaya; hak, hakikat, ilim, hikmet, sanat ışığıyla vatan, bayrak, millet, insanlık ve hizmet aşkı vermeye; millî ve evrensel düşünen, medeniyet tasavvuru ve bilincine sahip olan, “kültürden irfana”, “aşk medeniyetine yolculuk” eyleyerek “kökü mâzide olan âtî”de tam bağımsız, güçlü ve erdemli Türkiye’yi, “diriliş medeniyeti”ni inşa etme idealini taşıyan “Asım’ın nesli”ni yetiştirmeye çalıştım.”
Ahmet Sezgin Hocam, idealist bir öğretmen olarak 7/24 canla başla çalışmıştır.
Mesleği Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği olan Ahmet Sezgin Hocam hem İslâmiyet hem de insaniyet davasını bir ömür hiç şekva etmeden büyük bir şuurla alabildiğine dik yokuşlarda azimle ve kararlılıkla sırtlayan çok iyi bir insan, çok da iyi bir mütefekkirdir.
Ahmet Sezgin Hocam, idealist bir öğretmen olarak hiçbir zaman öğretmenliği 40 dakikalık bir dersle ve dört duvar arasıyla sınırlamamış, tabir caizse 7/24 canla başla ve sorumlu bir öğretmen şuuruyla yaşamış, nesli tükenmekte olan sıra dışı bir eğitimcidir.
Örnek bir öğretmen profili olarak Ahmet Sezgin Hoca demek, gayret ve emek demektir. O, başta Allah ve Peygamber sevgisi olmak üzere, hangi mezhep ve meşrepten olursa olsun (düşüncesi ne olursa olsun) Yunus Emre misali “Yaratılanı hoş gör, Yaratan’dan ötürü” diye özetleyeceğimiz insanî bir bakış açısıyla topyekûn insanı sevmeyi öğretti talebelerine. O, derin Anadolu irfanını Mesnevi’sinde şiirleştiren ve hayatın merkezine yerleştiren Mevlâna misali “Ne olursan ol, yine gel!” dercesine başta öğrencileri olmak üzere bütün insanlığı Hakk’a ve hakikate çağırdı. Pergelini imana ve insanlığa sabitleştirdi.
Şimdi Hakk’ı ve hakikati önceleyen emekli bir öğretmen olarak hayatta yeni bir mevzi alan Ahmet Sezgin Hocam, öğretmenlik hayatı boyunca sadece bilgiler vermedi öğrencilerine, “İyi insan, iyi Müslüman nasıl olur?” sorusuna cevap babında rol model oldu onlara. Maddenin ve materyalizmin hakim olduğu bu kapitalist dünyada onlara yol rehberliği yaptı. Düşenlerin kolundan tutup kaldırdı. Yükü ağır gelenlerin yüklerine bütün gücüyle omuz verdi.
Kaleminiz ve kelâmınız Hakk’ı ve hakikati yazmaya ve haykırmaya devam etsin.
Ah be kıymetli hocam! Kafa kâğıdınızdaki doğum tarihinize baktığımda (65 yaş hesabı) daha çalışacak 6 seneniz olduğunu gördüm. Emekliliğinizi ne diye 6 sene erkene aldınız, bilemedim. Sizin MEB okullarında bıraktığınız boşluk öyle kolay dolacak gibi değil. Çünkü tanıdığım ve bildiğim kadarıyla siz düz (sıradan) bir öğretmen değildiniz. Öğrencinin her türlü hâlini bilen, o doğrultuda öğrencilere şefkatle ve merhametle, arkadaş gibi yaklaşan, yeri geldiğinde baba, yeri gelince abi rolünde olan çok değerli ve yeri doldurulamayacak (sadece bir öğretmen değil) kelimenin tam anlamıyla çok iyi ve donanımlı bir muallimdiniz. Fakat yine de müsterihim, zira siz kâinatı bir mektep, kendinizi bir öğrenci ve öğretmen gören geniş ufuklu bir aydınsınız. Bu kâinat mektebinde öğreneceğiniz ve öğrendiklerini öğreteceğiniz çok şeyler daha olacak. Malum olduğu üzere öğretmenlik, emekliliği olmayan belli başlı mesleklerden biridir. Sizin öğretmenliğiniz belki sadece dört duvar arasında, sınırlı ortamlarda bitti. Kanaatim odur ki bundan sonra gerek kitaplarınızla, gerek konferanslarınızla, gerekse dost sohbetlerinde öğretmenlik (daha doğrusu muallimlik) vazifenizi ifa etmeyi daima sürdüreceksiniz. Belki bunları yapmaya daha çok zaman bulacaksınız. Bu da, size ve yazdıklarınıza değer veren insanlar olarak bizim için bir kazanç ve teselli kaynağı olacaktır.
Kıymetli Ahmet Sezgin Hocam, sizleri şahsen (vicahen) tanıyan biz dostların sizin gayretlerinize ve emeklerinize gönülden şahidiz. Rabbim bundan sonraki hayatınızı sağlıklı, huzurlu ve bereketli kılsın. Kalan ömrünüz, geçen ömrünüzden daha hayırlı ve bereketli olsun inşallah. Kaleminiz ve kelâmınız Hakk’ı ve hakikati yazmaya ve haykırmaya devam etsin, edecektir de zaten. Çünkü siz Hak ve hakikat davasının samimi ve yılmaz bir neferisiniz. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Bir ömür hak ve hakikatle kalınız. Allah’a emanet olunuz.