Henüz olgunluk çağına gelmemiş, gideceği yolu, yöntemi tayin edememiş insanların düşüncelerinde, fikirlerinde ve eylemlerinde değişimler olabilir.
Ama yirmi beş, otuz yaşını geçtikten sonra, bir milletvekili ya da bir Belediye Başkanı, bir partiden başka bir partiye geçiyorsa, toplumun da kabul edebileceği nedenler ileri süremiyorsa, halkın kendisine kuşkuyla bakması doğaldır.
Bu durumdakiler, insan yutan kumsallar gibi, kendilerini haklı çıkarmaya çalıştıkça batarlar.
Belli bir yaşın üstüne çıkan insan, seçildiği partiyi tanımadan içine girdiğini, hatta seçildiğini öne sürüyorsa, o da bir açmazdır.
Geriye ne kalıyor, parti değiştiren insanın ya altında bir kalbur çürük yumurta var ya da kişisel çıkar peşindedir. Bunun üçüncü bir yolu yoktur
Mantıklı bir nedene dayanmadığı halde, partilerini değiştirenlere eskiden “DÖNEK” diyorlardı.
Bu yapıdaki insanlar toplumdan da dışlanırdı. Halk, zamanla, parti değiştirenlere de alıştı. Şimdi, fikrini değiştirmiş gibi değil de, bir mekândan başka bir mekâna gitmiş gibi kabul görüyor.
Bir de, düne kadar, en ağır sözleri söylediklerini, bugün övüyorlar ya, işte buna akıl erdiremiyor insan.
Parti değiştirmeler 1950’li ve o yılları izleyen yıllarda da gözlenirdi. Ama sayıları çok azdı. O nedenle büyük olay olurdu. Şimdi, çok önemli görevlerde bulunan insanlar, 90 ya da 180 derece dönüş yapmışlarsa, onlar olay oluyor. Diğerlerinin adını bile edilmiyor.
Bir de, yenilgiyi kabul edemedikleri için mazeret uyduranlar. Onlar, kime, kimlere yanaşmış olurlarsa olsunlar, git gide batıyorlar.
İki pehlivan güreşiyorsa, birisi yenilecek, değire yenecektir. Aksine, defalarca güreşmiş ve yenilmiş insanların yeniden sahneye çıkmış olmaları utanmazlığın dik alasıdır.
Ne var ki, adam iyice batmak istiyorsa, yapılacak fazla bir şey yoktur.