enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Okumak Üstüne

28.09.2025 13:36
0
A+
A-

Kuran, ilk ayetine (İkra) okumak konusunu işleyerek başlaması elbette çok önemlidir. Söze Kuranın ilk ayetiyle başladım ama yetkimi aşarak bu konuyu işleyerek devam etmeyeceğim.

Benim de aralarında bulunduğum arkadaşlardan biri, diğerine; “Orta öğrenimden sonra yüksek tahsiline niye devam etmedin” dedi. Soru sorulan da “Maddi olanaklarımızın yeterli olmaması mazeret değildi. Demek ki, o yaşlarda isabetli bir karar veremedim” yanıtını verdi ve konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yüksek Öğrenimi yapamamış olmamın, bilgi ve genel kültür açısından fazla bir kaybı olmadı.  Çünkü kendimi okumaya verdim. Binlerce kitap okudum. Yüksek Öğrenim yapan arkadaşlarımla, aramda bir kültür farkı olmaması için büyük çaba gösterdim. Bu durum benim için bilgimi daha da ileriye taşımamı sağlayan bir dürtü oldu” dedi.

Başkasını bilmem ama bu görüş bana ilginç geldi. Hele de, Yüksek Öğrenimden sonra, eline bir kitap, bir dergi almayan, ulusal gazetelerden birini bile okuma gereği duymayanları gördükçe, o arkadaşa hak verdim.

Daha önceki yazılarımdan birinde, bir dostumuzun; “Yazıyorsun da ne oluyor. Kimse gazete okumuyor ki” sözüne yer vermiştim.  Bende okumadıklarının farkındayım.  Ama ne yapabilirim?

Memuriyetse, yaptık, serbest çalışmaysa onu da yaptık. Sonunda gazetecilik mesleğini seçtik. İle yaşımıza karşın, gazeteciliği kadro dışı, dışarıdan sürdürüyoruz. İnsan yazarken de öğreniyor.

Nasıl oluyor?

Yazı yazmanın sermayesi okumaktır, incelemektir, araştırmaktır. O nedenle; okurken de, araştırırken de bir şeyler öğreniyorsunuz. Önemli olan, birilerinin yazılanları okuması değil, bizim yeni bir şeyler öğrenmemizdir.

Yazılanları okuyup okumadıkları dert değil.

Yıllarca önce, kimi Kami Mehmet Efendi’ye, kimi de, Aksaraylı Mehmet Efendi’ye ait olduğunu ileri sürdüğü iki dize var.

Ne diyor o dizeler:

“Güle Gûş ettiremez, yok yere bülbül inler

Varak-ı mihri vefayı kim okur, kim dinler”

Bülbülün gül için boşuna inlemesi gibi, vefa ile hazırlanıp sunulan yazıları da kimse okumaz anlamında kullanılmakta bu dizeler.

Bu konuda son sözümüz şudur: Gazeteleri kimse okumasa da, kendimiz için yazıyor, kendimiz okuyor, bu amaçla yeni bir şeyler de öğreniyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.