Yöremizde bile, çok yaygın olmayan bir halk deyimi vardır: “Nefesin yeterse zurna çal” derler. Bu deyim; kaldıramayacağın kayaya sarılma-altından kalkamayacağın işe girişme- yüzme bilmiyorsan, derinliğini bilmediğin sulara girme, anlamadığın konularda görüş ileri süreme, gibi ifadelerle açıklanabilir.
Toplumumuzda birçok meslekler vardır. O mesleklerden birine ulaşabilirsiniz. Önemli olan o mesleğe ulaşmak değil, o mesleğin hakkını verebilmek, o meslekte başarıya ulaşabilmektir.
Öğretmenlik öyledir. Doktorluk, avukatlık, mühendislik, muhasebecilik, marangozluk ve sayabileceğiniz kadar çeşitli meslekler öyledir.
Yıllar önce, İstanbul’da, 50’den çok öğretmenin görev aldığı bir ilkokul Müdürü yakınımın odasında oturuyordum. Bir bayan girdi odaya. Çocuğunu okula yazdıracakmış. İçki içmeyen, sinirlerine hâkim olan, belli bir öğretmenlik deneyimine sahip bulunan, toplumla ve bireylerle ilişkilerini iyi götüren, karşısındakine güven veren öğretmen arıyormuş.
Üç çocuğumuzu okuttuk. İlkokula yazdırırken, o bayanın söylediklerinin hiç biri aklıma gelmedi. Kaç kişi, çocuğunu kaydettirirken o incelikleri düşünmüştür?
Bir dava açacaksanız avukatın, bir sağlık sorununuz varsa, doktorun, alış-veriş yapacaksanız satıcının, inşaat yaptıracaksanız, işi yapacak olanın en deneyimlisini, en iyisini, özüne, sözüne en çok güvenilir olanını seçersiniz.
İşinizi, rastlantılara bırakmazsınız. Aklını iyi kullanan insanların yapacağı budur.
İsmet Paşa; “Hayatımda çok hata yaptım. Ama aynı hatayı iki kez yaptığımı hiç hatırlamam” diyordu.
Çevremizde altından kalkmayacağı işlere girişenler yok mu?
Var.
Adam, belki iyi bir manav olabilir. İyi bir sürücü olabilir. Ama manavlıkla, sürücülükle hiç ilgisi olmayan, özel bir eğitim, bilgi ve görgü isteyen bir kurumun başına geçmek isterse, bu istek onu mahcup duruma düşürür.
Konuşmalarıyla, davranışlarıyla, eylemleriyle kendilerinin itibarsızlaştıranlar yok mudur? Vardır.
Bu gibilere ne denir?
“Büyük lokma ye ama aklının ermediği konularda büyük laf etmeye kalkma” derler.
Derler de, nefesi yetmediği halde zurna çalmaya kalkışanlara bu gerçeği nasıl anlatacaksınız?