Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Ama yalnız öğretmenlerin maaşını yazmak için girmedim öğretmenler konusuna.
İlk Büyük Millet Meclisinin açıldığı tarihlerde, milletvekillerinin maaşı görüşülürken, Mustafa Kemal, “Maaş miktarı öğretmen maaşını geçmesin” demiş.
Mustafa Kemal’in bu görüşü, yalnız maaş konusunda değil, her konuda öğretmenlere verilmesi gereken önemi de ortaya koymaktadır. Büyük Atatürk bu nedenle: “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyordu. Çünkü çocuklar, önce ana-babaların, sonra da öğretmenlerin elinde şekillenir.
Çocukların gözünde öğretmenler, ayrı bir yer tutar. Gerçek böyle olduğuna göre, önce öğretmenleri yetiştirmek gereklidir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmenler gerçekten vatanına, milletine uygun bir donanımla yetiştirilmekteydi.
Ortaokulu bitiren öğrenciler arasında, öğretmen okuluna gitmek isteyenler olursa, okul müdürlükleri, öğrenciye “Öğretmen olur” yazısı verirlerdi.
Eğitimli aileler, çocuklarını ilkokula yazdırırken, öğretmen seçimine çok önem verirlerdi. Başka bir seçeneği olmadığı için, kısa yoldan hayata atılmak amacıyla öğretmen okulunu seçmek zorunda kalan öğrenciler de olurdu.
Okumayı seven bir insan olarak, vekil öğretmenlik için 1955-56 ders yılında Gümüşhane Merkez İlçeye bağlı Dibekli köyünde (O zamanki adı Godilbahçe idi) okuttuğum 4 ve 5. Sınıf öğrencileri karşısında terlediğimi anımsıyorum. Yararlı olabilmek için Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars’ın “Eğitim Psikolojisi” adlı kitabını almıştım. Ki, o kitap, öğretmen okullarında ders kitabı olarak okutuluyordu.
- sınıftaki bir kız çocuğu, bana; “Öğretmenim Adem Peygamberden önce hayatta olmadığına göre, bu nesil nasıl çoğaldı?” diye bir soru yöneltti. Şaşırdım kaldım. Okuttuğumuz Din Dersleri kitabında böyle bir konu geçmiyordu. Olayı geçiştirdim. Çocuk, her şeyi bildiğini sandığı öğretmenin bilgisizliğini fark ederse, o öğretmene karşı güveni sarsılır. O nedenle geçiştirdim soruyu.
Köyün ileri gelenlerinden Fehmi Ağa vardı. Gidip ona sordum. O da Adem Peygamberin çocuklarının (Biri kız, diğeri erkek) olmak üzere ikiz doğduğunu söyledi. Bir önceki ikizle, bir sonraki ikizin evlendirildiğini, Habil-Kabil olayını anlattı.
Sonraki bir derste bunu çocuklara anlattım.
İlkokul öğretmeni deyip geçmeyin. Cumhuriyetin ilk yıllarında 1950’lere, hatta daha sonraki yıllarına kadar, özellikle köylerde her konuyu öğretmene sorarlardı. Bu nedenle öğretmen yalnız eğitim öğretimde değil her konuda, tarımda, hayvancılıkta, sağlıkta ve diğer konularda bilgili olmak zorundaydı.
Öğretmene verilen önem, zamanla azaldı. Her ne kadar öğretmenlerin de Yüksek Öğretim görme zorunluluğu getirilmiş olsa da, maaşlarında, atamalarında, yer değiştirmelerde, barınmada öğretmenler gözetilmedi. Yalnız öğretmenlere değil, onların yetiştireceği yeni kuşaklara da zarar verildi.
Öğretmenler, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde olduğu gibi, o günkü statüye, o günkü itibara kavuşturulmalıdır.
Bu duygularla, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden kutluyorum.