Dün kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, hava koşullarının uygun olmaması nedeniyle umduğumuz gibi kutlanamadı. Bayram programı, Atatürk Anıtına çelenk konulmasının ardından Aydın Doğan Spor salonunda uygulamaya konuldu.
Cumhuriyetin ilan edildiği (29 Ekim 1923) etkilerinin, aynı heyecanla sürdüğü dönemleri yaşadık. Yarım yüzyıldan bu yana ulusal bayramlara duyulan heyecan gitgide azaldı. Son yıllarda, halkı bayramlara katamadık. Bayramlar çoğu kez resmi bir görevin, formalite icabı) yerine getirilmesinden ibaret kaldı.
Bu konuda yöneticilerin yapabileceği fazla bir şey yoktur. Yukarıdan gelen talimat nasılsa, öğle davranırlar.
Gerçeklerin uygulanmasında, otorite kullananların yanı sıra, düzeni değiştirmeğe çalışan yöneticiler de olur. Bu cümlenin boşta kalmaması için somut örneği vermemiz gerekir.
Yıl 1955. Kamu görevine başladığım tarihtir. Gümüşhane Valisi, General kökenli Hadi Üçer’dir… O yıl açılmış olan Gümüşhane Lisesinin Beden Eğitimi Öğretmeni, 19 Mayıs Bayramı hazırlıkları için eski adıyla Zafer Meydanında öğrencilere, bayramda uygulayacakları hareketleri yaptırıyor. Hareketler içinde, minder kasa hareketleri ve salto hareketi de var. Vali bu hareketleri tehlikeli gördü ve bunları yaptırmayacaksın dedi Beden Eğitimi Beden Eğitimi Öğretmeni valiye gitti ve bu hareketlerin Bakanlığın emriyle yapıldığını, Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde uygulanacağını söyledi. Vali dinlemedi. Öğretmeninin yapacağı bir şey kalmadı ve öğrencileri dağıttı. Vali daha çok sinirlendi, öğretmeni polisle aldırdı. Olay büyüdü. Vali sonunda öğretmenin yanlış bir şey yapmadığını anladı ve olay kapandı.
Kimi kez de yöneticiler işin doğrusunu yaptıkları halde, ülkeyi yönetenlerin hışmına da uğrayabilirler. Biz, 1940’ları,50’lileri görenler olarak eski bayramları, eski ulusal bayramlardaki heyecanı arıyoruz ama boşuna.
Amacım kusur aramak değil, zaman neyi gerektiriyorsa öğle oluyor…