Biliyorsunuz; Birleşmiş Milletler, 4 Nisan 1945 yılında, İkinci Dünya Savaşının sonrasında, Çin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 50 ülke tarafından kurulmuştu.
BM’nin kuruluş amacı; savaşların yinelenmesini önlemek ve barışın sürekliliğini sağlamaktı.
Kuzey Atlantik Paktı’nın kısa adı olan NATO da; 4 Nisan 1949 tarihinde, Amerikan Dış İşleri Bakanı George C.Marshall’in isteği üzerine Avrupa Ülkelerinden bazılarının Dış İşleri Bakanlarınca, Amerika’da imzalanarak yürürlüğe girdi. Türkiye de 18 Şubat 1052 tarihinde, Demokrat Parti iktidarının isteği üzerine NATO’ya kabul edildi.
NATO’nun amacı; Birleşmiş Milletler gibi, dünyada savaşların önlenmesi, barış içinde yaşanılması, o tarihteki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin yayılmacılığını ve NATO’ya bağlı ülkelerin tehditten korunmasıydı.
Birleşmiş Milletler Topluluğunun ve NATO’nun kuruluşlarında baş aktör rolünü oynayan Amerika’nın, Orta Doğudaki ve son olarak Venezuela’daki baskıcı girişimlerinin NATO ve BM’ in kuruluş amacıyla bağdaşır bir yanı var mı?
İleri yaşlardaki vatandaşın biri, sıcak aylarda, açık giyimleriyle dolaşan kızları, hanımları ağır şekilde eleştiriyormuş! Birileri, o sözleri söyleyenin kızlarının da açık-saçık gezdiğini söyleyince: “Canım” demiş, “O kâfirlere de yakışıyor!…”
Şimdi ise; İsrail’in, arkasını Amerika Birleşik Devletleri’ne yaslayarak, 50 bin Filistinlinin kanına girmek yakışıyor. Rusya’nın, Zelenski ve ülkesini yutmaya çalışmak, Rusya’ya yakışıyor. Amerika’nın; Ortadoğu’da bağımsız devletleri, kendi çıkarlarının dışında yaşatmamak, şimdi de, Venezuela ülkesindeki yeraltı ve yerüstü varlıklarına konmak ve ayrıca en güçlü rakibi saydığı Çin’in, İran’dan ve Venezuela’dan petrol almasını önlemek amacıyla, demokrasi dışı, insanlık dışı maddi güce dayalı zulümler yapmak Amerika’ya yakışıyor herhalde!
Öğleyse, Amerika Birleşik Devletleri’nin de öncülük ederek, kurdurduğu Kuzey Atlantik Paktı yani NATO ve Birleşmiş Milletler topluluğu ne işe yarıyor şimdi?
Venezuela ülkesinin Başkanının eşiyle birlikte kaçırılma ve ülkenin askeri birliklerinin vurulma olayı konusunda, sözlü ve yazılı basını izliyorum. Rusya ve Çin’in kınama mesajlarının dışında hiçbir ülkeden ses çıkmıyor.
Eskiler; “Sükût ikrardan gelir” derlerdi. Demek ki, güçlülerin güçsüzleri ezmesini onaylıyorlar!
Batsın bu dünya öğleyse!