Amerikan ve İsrail halkları için bir şey söyleyemem. Ama bu iki ülkeyi yönetenlerin başındakiler, mutluluklarını başkalarının felaketleri üzerine kuruyorlar. İnsan öldürmekten vahşi bir zevk alıyor ve o ülkelerin yeraltı ve yerüstü varlıklarına konuyorlar.
Daha önceleri Vietnam, Afganistan, Libya, Suriye, Irak ve Filistin’e bu amaçla saldırdılar ve şimdi de Lübnan’a bu amaçla saldırıyorlar.
İran’ın tüm gemilerini, içindeki mürettebatıyla birlikte batırdılar. Hatta son olarak bir İran Gemisini teslim aldılar. Teslim aldıktan sonra onu da niye batırdıklarını soran gazetecilere; “İnsanlarla birlikte batırmak daha zevk veriyor” diye yanıtladılar.
Türk Kurtuluş Savaşında, kaçarken bile, Türk köylerine büyük zulüm veren Yunanistan Bayrağının yerlerde olduğunu gören Mustafa Kemal, “O bayrağı yerden kaldırın, bir ulusun, onurunu, kimliğini temsil eder” demiş, esir aldıkları Yunan Komutanı Venizelos’un rahat ettirilmelerini sağlayın “emrini vermiş ve sağ-salim memleketine dönüşüne olanak tanımıştı.
Bunlar kim, Mustafa Kemal kim? Bilim, devlet adamlığı, komutanlık ve bunların ötesinde insanlık açısından aralarında dağlar kadar fark var.
O nedenle mazlum ülkelerin çoğu, Atatürk’ü her alanda örnek almıştı.
Atatürk, Devletin başına geçtikten sonra, hiç bir ülkeye gitmemiş, başka ülkelerin Devlet Başkanları Atatürk’le görüşmek için ülkemize gelmiş ve Atatürk, tüm maddi varlığını, yaşarken ve yine ölmeden önce de devlete bağışladığını vasiyet ederek göçüp gitmişti.
Hayret ediyorum; İsrail halkı, Netenyahu adındaki bir zalimi, Amerikan halkı da Trump adında, ne söylediğinden haberi olmayan, bir densizi nasıl başlarında tutuyorlar?
Devlet adamlığı, güçlerinin yettiği ülkelerin servetlerine konmak mıdır, yoksa zayıfları koruyup kollamak mıdır?
Ayrıca, tüm Avrupa ve NATO üyesi ülkeleri, kendi başlattıkları savaşta, yanlarında görmek istiyor, onlar için hakarete varan sözler ediyorlar.
Dünyadaki 200’e varan ülkelerin huzur içinde yaşamaları, bu iki devlet Başkanından kurtulmalarına bağlıdır.
Aksi halde kurtuluş yoktur.