Sözlükler kavgayı; düşmanca davranış, dövüşmeye dönüşebilen bir hareket olarak tanımlıyor.
Uygarca tartışmasını bilmeyen insanların başvurduğu bir eylemdir kavga. Türkiye Büyük Millet Meclisinde üz üreler gördüğümüz kavgalar, vatandaşlara kötü örnek olmaktadır. Çünkü Büyük Millet Meclisi üyeleri, kendi bölgelerinde seçilerek gelen, seçkin bir başka ifadeyle, elit tabakaya ait olması gereken kişilerdir.
Nedir farklı düşüncelere karşı bu tahammülsüzlük?
Herkes olaylara, bir başkasının kopyası gibi bakmaz elbette. Aynı siyasal partiler içinde bile, birbirinden farklı düşünenler olur. Ancak, parti disiplini ve başka nedenlerle seslerini çıkarmayabilirler. Bu duruda olan insanların sayısı artarsa, parti içinde bölünmelere neden olur.
Bugünkü Adalet ve Kalkınma (AKP) şu anda muhalefette olan Saadet Partisinden ayrılmıştır.
Yine GELECEK ve DEVA Partileri de mevcut AK Partiden, farklı düşündükleri için partilerinden ayrılmış ve birer bağımsız parti haline gelmişlerdir.
1950 yılından bu yana ana partilerden yığın, yığın ayrılanlar, ayrı parti kuranlar ya da kendi köşelerine çekilenler olmuştur. Bundan sonra da olacaktır.
Bu ayrılıkları, farklı düşünceleri, devlet yönetiminde değişik fikirleri ortaya atanlar olağan karşılanmalıdır.
Yalnız Türkiye Büyük Millet Meclisinde değil, resmi ve özel tüm panellerde, toplantılarda, tartışmalarda, farklı düşünce ve söylemlere saygı duymalıyız. Hiç kimse bizim gibi düşünmek, bizimle aynı partide olmak, bizimle aynı partiye oy vermek zorunda değildir.
Kaba kuvvet, bir acizliğin belirtisidir.
Hele de, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yalnız ülkenin yararına yasa çıkarmanın ötesinde, duruşlarıyla, davranışlarıyla, bilgi, görgü ve düşünceleriyle Türk Ulusunun oluşturan tüm bireylere örnek olmalıdır.
Meclisteki itişmeler kaba güç göstermeye kalkışmalar, tehditler Milletvekillerine yakışmıyor.
Sayın Milletvekilleri bu tutumlarıyla örnek olamazlar.
Açıkçası, TBMM gibi kutsal bir çatının altında oluşan kavgalar Milletvekillerine yakışmıyor.