Bir aile düşünün. Oğlan, kız, ana-baba bir arada aile. Baba; her akşam, kendisi gibi düşünenlerle dışarıda eğlencelerde, ana yakınlık duyduğu komşularla laklakta, oğlan koyunda, kız oyunda olan bir ailede kurtuluşu, edebi, ahlakı nasıl sağlayacaksınız?
Aileler birleşip mahalleleri, mahalleler birleşip kentleri, kentler birleşip ülkeleri oluştururlar.
“Anasına bak, kızını al” diye bir halk deyimi vardır. Çünkü ananın gittiği yöne gider kızı da. Pek ender farklılıklar olabilir. İyiye yönelmiş çocuklar için de; “aileye bak, çocuğa bak!” derler.
Aile nasılsa, mahalle de öğle, mahalle nasılsa kentte öğle, kent nasılsa ülke de öğledir.
Nadir de olsa, verilen bir örnek vardır. Denir ki:
Eğitimli, giyimleriyle, kuşamlarıyla, ahlak anlayışlarıyla iyi yetişmiş bir aile, görevlendirildikleri bir kentte kiralık ev arıyormuş. Yeni, güzel bir apartman görmüşler. Yukarıdan aşağıya apartmana bakarken, ne görsünler? Bir pencerenin önüne gerilmiş demir telde çamaşırlar asılı. “Biz, bu apartmanda oturamayız” diye düşünmüş, ev aramayı sürdürmüşler.
Yine güzel bir apartman görmüşler. Dış kapı açıkmış. İçeriye girmişler, bu kez de dairelerin önünde rastgele çıkarılmış ayakkabıları görmüşler. Bu apartmanda da oturamayacaklarına karar vermişler.
Bir başka apartmanın bahçesinde çocuklar oynuyormuş. Ama çocuklar oynarken küfürlü konuşuyorlarmış. Çocuklardan birine, hangi apartman da oturduklarını sormuşlar. Ailenin, kiralık için oturmayı planladıkları apartmanı göstermişler. Oradan da ayrılmışlar.
Yanlış mı yapmış sizce aile?
Hayır, doğru yapmış. Çünkü o yapıdaki insanların arasında, kendilerine koruyabilirler ama çocuklarını koruyamazlar.
O anlayışsız insanların içinde bulunduğu mahalleler, o mahallelerin oluşturduğu kentler ve giderek ülke, verdiğimiz olumsuz örneklerden farklı olacak.
Kamu görevi verirken, insanların yalnız boylarına, poslarına bakmayacaksınız. Bilgisine, ülke bağlılığına, edebine, ahlakına da bakarak görev vereceksiniz.
Çanakkale yenilgisini kabul edemeyen İngiliz halkına; David Lloyd George, Çanakkale’deki yenilgilerini düşünerek ve Atatürk’ü kast ederek, demişti ki; “Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şansızlığa bakın ki, o dahi Türklere nasip oldu”
Ülkemizin her alanda kurtuluşu için Atatürk gibi bir dâhinin gelmeyeceğini biliyoruz. Hiç olmazsa, en iyilerini seçerek göreve getirelim.
Kurtuluş burada.