1940’lı yıllarda, çocukluğumun geçtiği ilçe, büyük kentlere göre pek çok açıdan gelişmemiş bir ilçeydi. İlkokulu bitirdikten sonra Ankara’ya gitmiştim (1948) Karayollarının kuruluşunda görev alan amcamla caddede geçerken, benim kendisinin solunda gitmemi söylerdi. O tarihlerde, büyüklerin sağda, küçüklerin solda gideceğini bilmiyordum. Makam sahibi olanlar için de durum böyledir. Cadde ve sokaklardan araçlar geçmese de yayaların kaldırımlarda yürüyeceğini, hiç kimsenin kaldırımda durarak sohbet etmediğini orada öğrendim. Kırsal kesimlerde dilediğin kıyafetlerle dolaşabilirdiniz ama büyük kentlerde kılığınıza, kıyafetinize dikkat etmeliydiniz.
Büyük kentlerde, konuşmalarınıza, sözcükleri seçerek kullanmanıza özen göstermek de gerekiyordu.
İlimizde, cumhuriyetimizin kuruluşundan buyana geçen bir yüz yıla yakın süre içinde daha çok noksanlarımızın olduğunu gözlüyorum.
Caddede, sokakta, parklarda, kıraathanelerde rast geldiğimiz davranış bozukluklarıyla karşılaşıyoruz insanların.
“Ne gibi?” diye sorarsanız, yanıtlayalım:
Kimileri yerlere tükürmekten vazgeçmiyor. Kıyafetine dikkat etmeyenler çoğunlukta. Küfürlü konuşmalar, insan olmaya da, kentli olmaya da yakışmıyor. Kimileri, sandalyenin birine oturuyor, ikinci sandalyeye de ayaklarını uzatıyor.
Caddelerde, yayaların geçişlerine engel olacak kadar, uzun süre durup sohbet edenler var. Söverken, sayarken, yanlarından yaşlılar mı geçiyor, kamu da önemli görevler üstlenenler mi geçiyor, bayanlar ya da o küfürlü konuşmalardan olumsuz etkilenecek çocuklar mı geçiyor, umurlarında değil.
Hamam kültürü henüz gelişmemiş. Uzun zamandır kentimizin tek hamamı kapalı. Açık olduğu dönemlerde de günlük hamama gidenlerin sayısı birkaç kişiyi geçmiyordu.
Kentte yaşıyorsak; oturmamıza, kalkmamıza, konuşmalarımıza, kıyafetlerimize, caddelerde, sokaklarda yürümemize, davranış biçimlerimize dikkat etmemiz gerekmiyor mu?
İlk ve ortaöğretim okullarımız var. Üniversitemiz var. Tüm çocuklarımız okuyor. Ama ne okuyanlardan, ne eğitimli, kültürlü insanlardan yararlanıyoruz!
Kentlerde yaşıyorsak, kentte yaşamanın gerekliliğini yerine getirmeliyiz. Davranışlarımız açısından vurdumduymazlığımızın bu kadarına da pes doğrusu!