Başlıktaki ifade bir atasözüdür. Bilindiği gibi, atasözleri de halk deyimleri de yılların deneyiminden süzülerek günümüze kadar gelir ve sonraki kuşaklara kalır.
31 Martta yapılacak yerel seçimler nedeniyle, ulusal gazeteleri de, televizyon kanallarını da izlemekten sıkılıyorum.
Siyaset adamları, siyasi parti yöneticileri, adaylar (Hepsi değil elbette) birbirleriyle ilimde, irfanda, güzel ahlakta, bilgide, maharette, fazilette yarışmak yerine, kötü sözde, ihanette, iftirada yarışıyorlar.
Siz; her ne kadar “Kötü söz sahibine aittir” derseniz değin, aldırmıyorlar. Çünkü yapılan iftiraların, yalanını, yanlışlığını, inandırıcı bir dille ortaya koysanız da, sizin açıklamalarınız halkın tümüne ulaşmıyor. Yalanın, iftiranın gerçek dışılığı ortaya çıksa da, utanmıyorlar.
Nazım Hikmet bir şiirinde:
“Yüz değil çarıkmış bu manda gönünden
Teper ha babam teper taşlı yolları
Paralanmaz” diyordu.
Gerçekten öyle.
Dürüst adam, ülkede büyük sorumluluklar almayı düşünen, planlayan adam, ağzından çıkacak her sözü, kâğıda dökeceği her yazıyı önce kalbine danışmalı, ondan sonra söylemeli ya da yazmalıdır.
Gün geliyor, olaylar; birbirlerine çok ağır sözlerle hitap edenleri yan yana getiriyor ve ağızlarından hiçbir kötü söz çıkmamış gibi dost olabiliyor ya da dostmuş gibi görünebiliyorlar.
Gerçekte, insanlıkta bu değil, siyasette bu değil, ülke yönetiminde görev üstlenmek de bu değil.
Atatürk döneminde, Büyük Elçiliklerde bulunan, bazı kurumları Genel Müdürlük olarak oluşturan, Gümüşhane Milletvekilliği sırasında Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanlığına getirilen(1929) değerli hemşerimiz Cemal Hüsnü Taray, 1946 yılında Gümüşhane’ye gelerek yeniden Milletvekili adayı olmak istemiş. İlçeleri gezmiş. Halkla konuşmuş ve valizini kaptığı gibi, bir daha dönmemek üzere çekip gitmiş.
Bireyleri arasında utanma duygusunun azaldığı ülkelerde, kalkınma, gelişme, hakkı, hukuku yerine getirme olanağı kalmaz.
Böyle bir ülkede mi yaşıyoruz, ne dersiniz?