Bir sabah gazeteye geldim. Bilgisayarın başına oturdum. Aklımda işlenecek hiçbir konu yok. Yazılacak konuyu düşünürken, dostumuz Hasan Pir içeri girdi. “Hasan Bey” yazılacak bir konu aklıma gelmiyor, ne yazmalıyım” dedim. “Başlığa ACİL yaz, altını doldur’ dedi. Ben de öyle yaptım.
Bugün de, kibrit çöpü aklıma geldi.
Öğretmen öğrenciyi kaldırmış; “Kibrit çöpü hakkında konuş” demiş.
Çocuk düşünmüş, taşınmış, üç santim kibrit çöpü hakkında ne konuşulur demiş, aklına pek bir şey gelmemiş
Biz de düşünelim şimdi:
Kibrit çöpü neden yapılır?
Ağaçtan.
Ağaç nerede yetişir?
Her yerde ama genellikle akla gelen ormandır.
Ormanın yaşamımızdaki görevini düşünelim. Yakacak olarak, kullanılacak olarak, iklimin düzenlenmesindeki rolü olarak, bitki örtüsü olarak, çocuğumuza beşik, ölümüze sal, ne yazılmaz ki…
Kibritin başına sürülen bir madde vardır. Yanıcı bir maddedir.
Kibritten önce, ne ile ateş yakardı insanlar?
İki sert taşı ya da bir taşla bir demir parçasını birbirine vurduğunuzda bir kıvılcım çıkar. O kıvılcımı yanıcı bir maddeyle tutuşturursunuz, ateş olur.
İlk çağlarda, insanlar ateş yakması için dışarıya çıkar, kimin bacasından duman çıkıyorsa, oradan gidip ateş alırlarmış.
1940 lı yılların ilkokul okuma kitaplarındı. Konunun başlığı BİLGİÇ DEDE idi. Bilgiç dede, çevrenin kendisine gelip akıl danıştığı bir bilim adamıymış. Bir hanım sabahleyin kalkmış ateş yakacak, kimin bacasından duman tüttüğüne bakmış. Bilgiç Dedenin evini görmüş. 7-8 yaşlarındaki kızını oraya göndermiş. Çocuk gitmiş kapıyı çalmış, evde yalnız yaşayan Bilgiç Dedi kapıyı açmış. Çocuk ateş istemiş. Bilgiç Dede de ona; “Kızım güzel de bir kap getirmemişsin, bende de ateş koyacak bir kap yok” deyince çocuk ocağa yönelmiş. Ocağın kenarında bulunan külü iki avucunun içine almış, Bilgiç Dedeye dönmüş; “Üstüne koy” demiş. Bilgiç Dede’de öyle yapmış. Kız çıkıp gittikten sonra; “İnsan ne kadar bilirse bilsin, yine bilmediği şeyler kalırmış” diyerek beyaz sakalını sıvazlamış.
Bazı günlerde, gerçekten yazılacak konu bulmakta zorlandığımız olur. Biraz düşününce, yazılacak konular peş peşe sıralanır. Size de o konulardan birini seçmek düşer.
Bugün de öyle oldu. Aklıma kibrit çöpü düştü ve başlık bizi buralara kadar getirdi.
Sonuç olarak, yazmayı alışkanlık haline getirmişseniz, yazılacak konu çok.