Son büyük deprem gösterdi ki, ülke olarak yaşadığımız en acı günlerimizde bile, birlik olamıyoruz. Siyasi görüş ayrılıklarından kurtulamıyoruz. Kendimizi, birbirimizi suçlamaktan, birbirimize kusur yüklemekten geri alamıyoruz.
Zaman içinde, 1950’lerden sonra yakından tanıma olanağını bulduğumuz devlet ve siyaset adamlarının tutumlarıyla ilgili örnekler veriyorum.
1955 le, Kuşakkaya Gazetesini kurduğumuz 1967 arasında kamuda çalıştım. O tarihten bu yana sürekli gazete okuyan, aktif olarak içinde çok bulunmasam da, yönetimlerin her kademesinde nasıl bir politika yürütülmesi konusunda gördüklerim, okuduklarım, öğrendiklerim oldu. Farklı siyasi görüşleri benimseyen devlet adamları, yerel yöneticiler ve bireyler arasında, bugünkü kadar ayrıştığımızı hiç görmedim.
Muhalefette en sert tepkilerini tanık olduğumuz eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün bile, ülke içindeki seyahatlerde, demokrat Parti kuruluşlarını ziyaret ettiğini biliyoruz.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın D.P yazılı (Demokrat Parti) rumuzlu bastonla dolaştığı halde, muhalefete bugünkü ölçüde ağır ithamlar yönelttiğine, Adnan Menderes’in, Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın, Bülent Ecevit’in, Necmettin Erbakan’ın, particiliği, düşmanlık ölçüsüne taşıdıklarına hiç tanık olmadım.
Günümüzdeki isimler üzerinde durmuyorum. Şu şöyle, bu böyle davranıyor diye olayları kişiselleştirmiyorum, siyasi parti ayırımı yaparak da söylemiyorum. Olayı genel hatlarıyla bakıyor, bugünkü konumumuzu saptamaya çalışıyorum.
İktidarı, muhalefetiyle, birbirimizden bugünkü ölçüde koparsak, bu kopukluğumuzu sürdürürsek, çok güç kaybederiz.
Yazının özetini, bir cümle ile başlık yaptım. Güç, birlik olmaktan doğar.
Geçirdiğimiz çok acı deprem olayı gösterdi ki, kişisel kusurlarımızı, dış ülkelerde aramamıza gerek yoktur. Çünkü dış ülkelerin depremzedelere nasıl yardıma koştuğunu gördük. Ama içeride biz birbirimizi çekemiyoruz. Acı günlerimizde bile birlik olamıyoruz.
Belli ki olaylara ve insanlara daha geniş bir açıdan bakmamız, ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemiz, hiç olmazsa, ülkemizin kaderini oluşturan bazı konularda duygusal atmosferin dışına çıkmamız gerekiyor mu?
Biraz daha hoşgörü, biraz daha sabır ve biraz daha anlayış, ihtiyacımız olan budur.