Öğrenciler, eğitim-öğretimde geçen son on yılda özü yakalama olanağını bulamadılar. Salgın hastalıklar, uzaktan eğitim gibi sorunlar öğrencilerin yeteri kadar bilgilenmelerine fırsat vermedi. Diploma aldılar ama özden uzak diplomalar hiçbir alanda sorun çözmeye yetmiyor.
Yeri gelmişken çok eski bir anıma yer vermek istiyorum.
Yıl 1955. Haziran ayının başları. Gümüşhane Merkez ilçeye bağlı, o günkü adıyla Godilbahçe, bugünkü adıyla Dibekli köyünde vekil öğretmenlik yaptım. Kelkit’e gidiyorum. Yanımda giyimine özen gösteren, kravatlı bir bey var. Tanıştık. Birlikte seyahat ettiğimiz o zat; Gümüşhane Öğretmen okulunda tarih öğretmeni imiş. Önce Kelkit’e uğrayıp, sonra Erzincan’a geçecekmiş.
Kelkit’e niye uğrayacağını sordum? Okuldan öğrencileri olan Niyazi Şahin ve Uğur Vural’ı görecekmiş. O öğrencilerin ikisinin de arkadaşım olduğunu söyledim. Birbirimize biraz daha ilgi duymaya başladık. Konu tarihten açıldı. “Bir öğretmen, verdiği dersi öğrencilere benimsetmesi, dersin özünü, ana fikrini kavratmış olması gerekir” dedi. “Çünkü öğrendikleri zamanla unutulabilir ama öz kalır” dedi. Çarpıcı bir örnek de verdi; “Kıbrıs’ın Yunan adası olduğunu ileri süren birisine karşı, tarih okuyan öğrenci bu konuda savunma yapamıyorsa, o öğrencinin yazılı ve sözlü sınavlarda yüksek notları almasının bir anlamı kalmaz” diye de sözlerine ekledi.
Gerçekten, öğrencilere tarihin, coğrafyanın, Matematiğin, yabancı dilin ve diğer derslerin özü, önemi kavratılmalı. Öğrencilere o öz kavratılmamışsa, ha okumuş, ha okumamış, ha diploma almış, ha almamış hiçbir değeri yoktur.
Bu durumu, yaşadığımız hayatta, karşılaştığımız insanlara ilişkilerimizde, konuşmalarımızda, tartışmalarımızda daha iyi anlıyoruz.
Özellikle de, diplomalılar, diplomayı aldıktan sonra, yeni yeni konular öğrenmeye, okumaya devam etmemişse, kendi konusunda ve başka konularda bilgili olanları dinlememişse, mukayeseler yapmamışsa, diplomalar anlamını yitirir. Çünkü insanlar nereden diploma aldığına bakmaz, sözlerine, fikirlerine, yaptığın meslekte ne kadar başarılı olup olmadığına bakar.
Somut bir örnek; bir davanızın takibi için, rastgele bir avukata gitmez, seçersiniz. Bir hastalığınız için aynı ihtisası yapan her doktora gitmez, seçersiniz. Bu seçme işini her alanda yaparsınız.
Niye?
Diplomalar aynıdır ama bilgiler aynı değildir.