Kentte çölyak hastalarının güvenle ürün alabileceği, yemek yiyebileceği özel işletmelerin bulunmaması, hastaların günlük yaşamını zorlaştırıyor. Yaklaşık 20 bin öğrencinin bulunduğu Gümüşhane’de sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilecek bir model ise bu soruna alternatif olabilir.
Gümüşhane’de çölyak hastaları, günlük yaşamlarında karşılaştıkları en temel ihtiyaçlardan biri olan glütensiz ürünlere ulaşmakta ve dışarıda güvenle yemek yiyebilmekte zorlanıyor. Küçük bir şehir olması nedeniyle çölyak hastalarına özel hizmet veren cafe, restoran ya da fırın gibi işletmelerin bulunmaması, hastaların sosyal hayatını da sınırlandırıyor.
Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, sağlık açısından zorunluluk. Bu nedenle dışarıda yemek yemek, bir kafede oturmak ya da güvenli bir ekmek almak, diğer vatandaşlar için sıradan olan bir ihtiyaçken çölyak hastaları açısından önemli bir sorun haline gelebiliyor.
Pazar küçük, ihtiyaç büyük
Gümüşhane’de yalnızca çölyak hastalarına hizmet verecek bir işletmenin ticari olarak ayakta kalmasının zor olabileceği belirtiliyor. Hasta sayısının sınırlı olması, böyle bir işletmenin yeterli müşteri sirkülasyonuna ulaşmasını güçleştirebilir.
Ancak kentte yaklaşık 20 bin öğrencinin bulunması, konuyu farklı bir açıdan değerlendirme imkânı sunuyor. Üniversite öğrencilerinin oluşturduğu yoğun nüfus hareketliliği, yalnızca çölyak hastalarına değil, daha geniş bir kitleye hizmet verebilecek bir modelin oluşturulması açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
Belediye için sosyal belediyecilik fırsatı
Bu noktada belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışıyla devreye girebileceği alternatifler gündeme geliyor.
Belediye tarafından uygun bir noktada glütensiz ürünlerin ulaşılabilir hale getirileceği küçük bir sosyal alan oluşturulabilir. Bu alan yalnızca çölyak hastalarına yönelik bir işletme olmak zorunda da değil. Glütensiz ürün satışı, güvenli yiyecek ve içecek seçenekleri ile vatandaşların sosyalleşebileceği bir alan şeklinde değerlendirilebilir.
Bir başka modelde ise belediye mekân ve sosyal destek sağlayabilir, üretim ve işletme kısmı ise özel sektörle yapılacak iş birliğiyle gerçekleştirilebilir. Böylece sadece sınırlı sayıdaki çölyak hastasına bağlı bir ticari model yerine, daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden sürdürülebilir bir yapı kurulabilir.
Üniversite de modelin parçası olabilir
Gümüşhane Üniversitesinin yaklaşık 20 bin kişilik öğrenci nüfusu da bu konuda önemli bir imkân oluşturuyor.
Üniversite bünyesinde glütensiz menü seçeneğinin geliştirilmesi, öğrenciler ve personel için güvenli ürünlerin sunulması ya da yerel işletmelerle iş birliği yapılması, çölyak hastalarının yaşamını kolaylaştırabilecek adımlar arasında değerlendirilebilir.
Böyle bir çalışma aynı zamanda Gümüşhane’de glütensiz ürünlere yönelik küçük de olsa yeni bir pazar oluşmasına katkı sağlayabilir.
Sadece glütensiz olması yetmiyor
Gümüşhane’de çölyak hastaları için oluşturulabilecek bir sosyal alanın yalnızca glütensiz ürün sunması yeterli olmayacak. Ürünlerin hazırlanmasından servisine kadar tüm süreçte çapraz bulaş riskinin önlenmesi gerekiyor. Bu nedenle kurulacak herhangi bir modelin uzmanların görüşü alınarak ve çölyak hastalarının ihtiyaçlarına uygun şekilde tasarlanması önem taşıyor.
“Gümüşhane’de çölyak olmak”
Asıl mesele ise yalnızca ekmek ya da yemek bulabilmek değil. Çölyak hastalarının sosyal hayatın içinde kendilerini diğer insanlardan farklı hissetmeden yaşayabilmeleri.
Bir vatandaşın arkadaşlarıyla kafeye gitmesi, ailesiyle dışarıda yemek yemesi veya şehir merkezinde güvenle bir ürün satın alabilmesi günlük hayatın sıradan parçaları. Ancak çölyak hastaları için Gümüşhane’de bu imkanların sınırlı olması, hastalığın sosyal yaşam üzerindeki etkisini de artırıyor.
Bu nedenle konu yalnızca bir sağlık sorunu olarak değil, sosyal belediyecilik, üniversite yaşamı ve yerel ekonomi açısından da değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak öne çıkıyor.
Gümüşhane’de çölyak hastalarının yaşadığı bu sorun için belediye, üniversite ve özel sektörün bir araya geleceği bir model oluşturulabilir mi?
Belki de cevap, yalnızca bir işletme açmakta değil; küçük bir şehirde sosyal ihtiyacı, üniversitenin büyük nüfusuyla buluşturacak yeni bir model geliştirmekte.
Haber: Merve Nur ŞEN