enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Eğitim-Öğretim Nereye Gidiyor?

17.03.2024 14:15
0
A+
A-

Son 60-70 yıldan beri eğitim-öğretim, deneme, yanılma yöntemiyle sürüp gidiyor. Bir türlü rayına oturmadı. Ulusal bir rota çizilemedi. Her Milli Eğitim Bakanı kendine göre bir sistem uyguluyor. Bugünkü Bakan da, yüzyılların daha da gerisine götürecek bir uygulama başlattı.

Şimdi okullara, eğitim öğretimle ilgisi olmayan, öğretmenlik formasyonu almayan kişiler davet ediliyor. Sınıflara yapma mezarlar konuluyor. Öğrenciler bu mezar başında ağıt yakmaya zorlanıyor. Yaşları küçük öğrencilerin de bulunduğu bir ortamda, koyun-kuzu maketleri hazırlanarak ve öğrencilerden birinin eline bıçak verilerek, nasıl kurban kesildiği gösterilmeye çalışılıyor.

1940 yılından, 1954 yılına kadar, dünyada eşi, benzeri olmayan Köy Enstitüleri kurulmuştu.  (Bunu ben söylemiyorum; Köy Enstitüleri konusunda doktora tezi hazırlayan, Amerikalı öğretim üyesi bayan Fay Kirby söylüyor)

Köy Enstitülerinin yolunu, 1940’ların öncesinde büyük insan Mustafa Kemal Atatürk açıyor, mihmandarlığını da, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Müdürü İsmail Hakkı Tonguç yapıyor.

Köy Enstitülerine yalnız köy çocukları alınıyor.

Niye?

Öğretmen olarak köylere gittiklerinde hiçbir yabancılık çekmesinler diye.

Köy Enstitülerinde okuyan öğrenciler yılda 8 ay eğitim-öğretim, üç ay da çeşitli alanlarda zanaat dallarında öğretim görüyorlar. O sistemde de sınıfa yapma mezar sokmak, bıçak getirtip koyun maketi üzerinden kurban kesmek gibi ve daha akla, hayale gelmeyen gereksiz eylemlerde bulunmak yok.

Eğitim öğretimini öğretmenlik üzerine yapan öğretmenler bile, ilk yıllarda bazı aksaklıklarla karşılaştıkları halde, öğretmenlik eğitimi almayan insanlar nasıl yararlı olacak öğrencilere?

1973 yılında eski valilerimizden Sayın Sebahattin Çakmakoğlu ile Şiran’a gitmiştik. Yol üzerindeki Dilekyolu köyünde yeni açılan ilkokula uğradık.

Gerek vali, gerek Ziraat ve Veteriner Müdürleri çocuklarla diyalog kuramadı, onları konuşturamadılar.

Neden?

Sordukları sorular 1. 2. ve 3. Sınıfta okuyan öğrencilerin seviyesine göre değildi. Öğrencilerin dikkatlerini nasıl toplayacaklarını bilemediler. Sonradan bu işi başaran birinin devreye girmesiyle sorun çözüldü ve Vali Çakmakoğlu; “Ben anladım ki, bu iş, bizim işimiz değil” demek suretiyle öğretmenliğin farklı bir eğitim-öğretimden geçmesi gerektiğini ortaya koydu.

Şimdi, Milli Eğitim Bakanının; öğretmenlik eğitimi almayan, yalnızca dini konularda bilgi sahibi olanları sınıflara sokarak, ne yapmak istedikleri belli. Ama ne suyu yokuşa akıtabilirler, ne de bu ülkeyi ortaçağ karanlığına sürükleyebilirler.

Yazarın Diğer Yazıları
20.05.2024 11:55
25.08.2023 15:05
15.11.2024 11:12
28.05.2024 14:52
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.