İlaçla unun niye yan yana geldiğini sorabilirsiniz. Açıklayınca anlayacaksınız.
İlaç, sağlığımız için vazgeçemeyeceğimiz bir üründür. Buğdaydan yapılan un da beslenmemiz için öğledir.
Gelirleri, açlık ve yoksulluk sınırın altında olan kesim için ilaç da, un da, un da yaşamsal bir önem taşır.
Her ikisi için de, şimdiden önlem almazsak, yarın çok geç olabilir.
Her iki konuda da gevşek davranıldığı ortadadır.
Bir yıl yakın bir süre önce, Amerikan ilaç firmalara Türkiye’ye verdikleri ilaçların bedelinin ödenmediğini söylediler. Hatta biraz daha ileri giderek, önceki alacaklarımız almadan Türkiye’ye ilaç vermeyeceklerin, üstüne basa basa yinelediler.
Ardından bizim ilaç firmaları da devletten çok alacaklı olduklarını bildirdiler.
Şu günlerde, iktidarın bu konuda bir önlem alıp almadığını bilemiyorum.
Ancak, birçok hastanede yeterli malzeme olmadığı için ameliyatların yapılamadığını belirtiyorlar. Bu sorun ciddiye alınmayacak bir sorun değildir
Un meselesine gelin e:
Büyüt Atatürk, “Milletin efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” demişti.
Çünkü geçim kaynağımızın ana maddesi unun yapıldığı buğdayı çiftçilerimiz üretiyordu.
Yalnız buğdayı mı?
Arpayı, hayvan yemi olarak kullanılan yulafı, mercimeği, baklayı, patatesi, daha isimlerini saymadığım pek çok sebzeyi, gerçek üretici olan köylüler sağlıyordu.
Bugün, çiftçiler artık çok şey üretemiyor.
Neden?
Girdi maliyetleri o kadar yükseldi ki, çiftçi emeğinin karşılığını alamıyor. O nedenle köyler şehirlere taşınıyor. Araziler boş yatıyor.
Yıllardan beri süregelen tarım politikaları, üreticiyi üretmekten soğuttu.
Tarlalar geçtiğimiz ekim kasım aylarında ekilmiş olmalıydı. Baharda da, tarım ürünlerinin ekilemeyeceği ortada. Bu nedenle, önümüzdeki yıl yalnız un değil, pek çok yiyecek maddesini bulmakta zorlanacağız. Hükümette, dışardan ithal edecek parayı bulmakta zorlanabilir . Son söz olarak ilacın ve unun hayati bir önem taşıdığını, şimdiden önlem alınmazsa, gelecekte büyük sıkıntılar yaşayacağımız apaçık belli.