2026 yılı için, asgari ücrete yapılan zam, lüks bir lokantada değil, mahalle aşevinde 4 kişilik bir aileye, zar-zor, karınlarını doyuracak iki öğün yemek parasıdır. Bunun için mi, devrimci İşçi Sendikaları İstanbul’dan Ankara’ya kadar yürüdü?
Ne oldu yürüdüler de? Kuyudaki Ay’ı göğe mi çıkardılar? Asgari ücrete yapılan 4 bin liralık zam, gerçekten çok yetersizdir. Yetersizliğin ötesinde ayıptır, günahtır!
Emeklilere yapılacak zam, 4 kişilik aileler için iki öğün yemek parası bile olmayacak.
Nereden bildiğimizi sorarsanız, Perşembenin gelişinin, Çarşambadan belli oluşundan biliyoruz.
Bu zamlar neyi gösteriyor?
CHP, ne kadar zorlarsa zorlasın, bu zamlar, 2026 yılında genel seçimlerin yapılmayacağını gösteriyor.
Bu durumda, umutlar 2027 yılına kaldı demektir. 2027 yılına kadar da kim öle, kim kala.
Geçtiğimiz genel seçimlerden bu yana, memurun, işçinin, emeklinin geçim zorluğu içinde bulunulduğu, binlerce kez yazıldı, söylendi, tartışıldı. Demek ki, bu yazılanlar, söylenenler boşunaydı.
Genel ve yerel seçimlerin öncesinden, yurttaşlarımızın ağzına çalınan bir parmak bal umuduna geçiriyor insanlar bir yılını. İkinci yıl da, genel ve yerel seçimler yapılmadığı için yırtınıp duruyor.
Ne diyordu Necip Fazıl bir şiirinde:
“Umudum yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
İstersen rüzgâra salıver gitsin”
Asgari ücret komisyonu birkaç haftadan beri boşuna toplandı. İşçi temsilcilerinin de katılmadığı bu toplantıda havanda su döğdüler. İktidarın “Paramız yok veremeyiz” diyeceği biliniyordu. İşveren temsilcileri de, Cumhurbaşkanının önceden uyarmasına karşın, uyarıyı dikkate almadılar.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, halkın seçtikleri başa gelir. İktidarlar da, halkı iyi yönetebilmek için çaba harcar. Halk, iyi yönetildiklerinden eminse iktidarlar yeniden seçilirler.
Ülkeyi yönetenler, 2002 yılından bu yana, her seçimde görevde kaldıysa, halkın şikâyetçi olmaya hakkı yoktur.
Sonra: -“Kimi, kime şikâyet ediyorsunuz” derler adama!.