Köylerin, kentlere doluşması, eğitim kurumlarının, elektriğin, köyleri kasabalara, ilçelere, illere ulaştıran yolların, zorunlu ihtiyaç malzemelerinin bulunmamasına dayanıyordu.
Eskiler; “Köyüm şehir oluncaya kadar, evim şehir olsun” derlerdi.
Ne demek bu?
“Bulunduğum yerde, her istediğime ulaşabiliyorsam, kentte yaşamama gerek yok” demek.
Zamanında köylere giden yolları yapamadık. Köylere elektrik götüremedik. Köylerdeki okulların kimilerini de taşımaya çevirdik.
Atatürk, “Hakiki üretici olan köylü milletin efendisidir” sözünü boşuna söylememiştir. Yani, bu söz, politikacı sözü değildir. Köylü, ekecek, biçecek, üretecek, yoğurdunu, sütünü, etini, tüm gıda maddelerini meydana getirecekse, milletin efendisi olmaya hak kazanacaktır.
Şimdi; köyleri, yanlış tarım politikalarıyla, yalnız eğitim politikalarıyla, alt yapı hizmetlerini köylere kadar zamanında ulaştıramamakla köyleri boşalttık.
Ne oldu sonunda?
Köylü, milletin efendisi olmaktan çıktı. Çünkü üretmiyor artık köylüler. Köylüler de şehirli oldu.
Herkes üretimden elini çektikten sonra, enerjiye yönelik, sulamaya yönelik, barajlar, göletler, sulama kanallı yapmışsın, ne çıkar.
Köylülerin okumasına, uygarlaşmasına karşı çıkanlar vardı. Bir kasabaya orta dereceli okul yaptırmak isteyenler olmuş. Kasabanın ileri gelenleri; “Köylüleri efendi edip de karşımıza mı çıkaracaksınız?” demişler.
Bu yüzden köylerin, köylülerin uyanmasını istemediler. Köy Enstitülerine bu yüzden karşı çıktılar. Köy Enstitülerini komünistlik yaftasıyla yaftaladılar. Kimi köy ağaları milletvekili oldu. Açıkça dediler ki; “Köy Enstitüleri ve bu Enstitülerden çıkanlar komünist değildi. Bu iftirayı biz, bilerek ortaya attık. Çünkü Köy Enstitülü öğretmenler köylere gelince, artık köylüler bizim sözümü dinlememeye başladılar. Git ide, itibarsızlaştık”
İçinde bulunduğumuz maddi koşullar, köylere dönüşü sağlayacak. Önce, Avrupa’ya gidenler, sonra büyük kentlere göç ederek bazı olanaklara kavuşanlar, yıllık tatillerini köylerde yapmak istediler. Bu yüzden köylerine güzel evler yaptılar.
Yıllık izinlerini köylerinde geçirmek isteyenler, hafta sonralı köylerine gidenler boşta durmak istemediler. Köylerine gitmişken fasulyesini, soğanını, patatesini köylerinden sağlama yönüne gittiler. Çünkü hayat koşulları onları zorladı.
Köy okullarının yeniden açılacağını dile getirenler oldu. Bu da köylere dönüşü hızlandırabilir. Köylere dönüş hızlanırsa, ekip biçmeler de olacak, üretim köylerde yeniden başlayacak.
Öyle görünüyor ki, artık evlerin şehir olması koşulu üstün gelecek. Çünkü batıda olduğu gibi, insanlar her aradıklarını köylerde bulabilecekler.
Köyle, şehir arasındaki fark azalacak.
Hadi bakalım.