Türkiye İstatistik Kurumunun Başına getirilen Başkan yazının başlığındaki gibi dedi.
Adamın cebinde para yok. Eline geçen üç beş kuruşu varsa, onu öncelikle nereye harcaması gerektiğini zaten biliyor.
Enflasyonunu öğrenip de ne olacak?
Diyelim ki, öğrendi, geçen sene 2 bin lira ile zar-zor geçinebiliyordu. Bu sene 2 bin 500 lira ile geçinemiyor. Yani, vatandaş, geçen sene ile bu sene arasında fiyatların yüzde elliye yakın arttığını ezbere biliyor, hesap yapmasına gerek yok.
Hiç okuma-yazma bilmeyen insanlar bile fiyat farkını biliyor. Çünkü piyasaya çıkıyor, etiketleri okuyamasa bile soruyor, öğreniyor. Cebindeki para ile neler alabileceğinin, neler alamayacağının farkında. Bu konuda kimsenin enflasyon miktarını öğrenmek gibi bir bilgiye ihtiyacı yok ki.
Ortaya bir söz atıyorsunuz. O sözün toplum tarafından nasıl karşılanıp karşılanmayacağını da düşünmüş olmanız gerekir.
Atasözlerinden, halk deyimlerinden sıkça söz ederim. Onlar bana ışık tutar, yol gösterir.
Halk arasında kullanılan bir deyim vardır. Nedir o?
“Ben ona “hadimim” diyorum, o bana; “Çoluktan çocuktan neyin var” diye soruyor!
Vatandaş bu kış gününde odun bulup sobasını yakamıyor. Doğalgazı olanlar, doğalgazın musluklarını ya tümden kapatıyor ya da kısıyor. Pek çok aile, karanlıkta oturuyor, elektriklerini yakamıyor.
Kirada oturanlar, kiralarını ödeyemiyor.
Fiyatlardaki artışların başına neler getirdiğinin bilincinde.
Enflasyon hesabıyla ne işi var?
Enflasyon sıfır olsa bile geçinemiyor.
Vatandaşın ilgileneceği, yararlanacağı bir sonuç değil ki, enflasyonu ölçmek!
“Ortaya ben bir söz atayım, onlar onunla uğraşsın” demek karın doyurmuyor.
Sayın TÜİK Başkanı, vatandaşın karnını doyurabilecek bir formülün var, sen onu söyle!
Milleti boşuna uğraştırma.