enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Hayattan Kesitler Yahut Serlevhalar-16

13.08.2025 15:04
0
A+
A-

Ey güzel ölüm! Aç kollarını,indir kapındaki sürmeleri…

Ey güzel ölüm!….Aç kollarını, indir kapındaki sürmeleri….. Paslı yürekler zımparalanmaya geliyor. Ruh gurbetten sılaya dönüyor…Özlemler,acılar ve ayrılıklar geride kalıyor. Canla cananın vuslatı var bugün…. Bir gönül eri sana koşuyor…Korku ve tasa barınamaz yüreklerde. Sen olmasan nerden anlardık yaşadığımızı…

Ölüm kaçınılmaz başlangıç…. Son demiyorum, çünkü inancımızda insan ölümsüzdür. Ölüm ise fanilikten bâkiliğe bir köprüdür. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu gerçeği defalarca dile getirmektedir:

“Her can ölümü tadıcıdır” (Âl-i İmrân, 3/185); “Onlar için bir ecel tayin ettik ki onda hiç şüphe yoktur” (el-İsrâ, 17/99); Biz senden önce de hiçbir beşere dünyada ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar baki mi kalacaklardır?” (el-Enbiyâ, 21/34); “Yeryüzünde bulunan her canlı fanidir” (er-Rahmân, 55/26).”

Durum bu iken ahlanıp vahlanmanın ne faydası olabilir? Günümüz insanı ölümü unutmak için çırpınıp dursa da ölüm onu unutmak isteyenleri unutmuyor işte…Eskiden mezarlıklar şehrin yanı başında olurdu; insanlar görüp de ibret alsın diye…. Günümüzde mezarlar şehrin en ücra köşelerine kuruluyor. Her caminin yanı kabristan olurdu…Yok artık böyle bir şey…Bugünkü medeniyette ölüme ve onu hatırlatacak hiçbir şeye yer yok.

Zaman, tabir caizse dünyanın kara kutusudur.

Zaman, tabir caizse dünyanın kara kutusudur. Geçmiş, an ve gelecek adına, dünyaya dair her ne varsa bu kara kutuda mevcuttur. Dünyaya gelenlerin, burada bir ömür yaşayanların ve ömrünü tamamlayıp sonsuzluğa göçenlerin kayıtları bu kara kutuda eksiksiz tutulur.

Ünlü İngiliz drama yazarı Shakespeare’in deyimiyle “Bütün dünya bir sahnedir/Ve bütün erkekler ve kadınlar yalnızca birer oyuncu: Çıkışları ve girişleri vardır hepsinin/Ve bir insan hayatı boyunca birçok rolde oynar” Gerçekten de Shakespeare’in dediği gibi herkes doğumla birlikte bu büyük sahneye çıkar; kimi uzun kimi kısa olmak üzere bir ömür bu sahnede kalır, rolünü tamamladıktan sonra da sahneden aşağı iner. Hayatın özeti budur.

Her gün kendi hüznüyle ve sevinciyle gelir.

Her gün kendi hüznüyle ve sevinciyle gelir. Hayat hep gül pembe libaslar sunmaz bize. Bazen katran karası olur o masmavi gökler. Yarınların nelere gebe olduğu bilinmez. Gün dolanır yıllar geçer. Geçen zaman, nice kekremsi hüzünleri gönül evimizin kapısına süpürür. Zira hayat siyah beyaz bir film gibidir. Gün gelir siyahı, gün gelir beyazı vizyona girer. Mümin ve muvahhit insanlar hadiseler karşısında şekva etmekten hicap duyar. Mümin daima şükür makamında oturur. Şekva çöplüğünde oturmak, imtihan sırrına eremeyenlerin tavrıdır.

Ölüm kaçınılmaz bir hakikat olarak hayatın hep merkezinde durur.

Ölüm kaçınılmaz bir hakikat olarak hayatın hep merkezinde durur. Onun modası hiçbir zaman geçmez. İnsan ölümden uzak yaşamak istese de, hep içinde taşır lezzetleri acılaştıran ölümü. Bir gölge misali gittiği yere götürür. O, her dem taze, diri ve iridir. Güneş kıyamete dek hep doğacak olsa da, biz onu her zaman göremeyeceğiz. Zira güneş bizsiz de doğacak elbet. Güneşin ölümü, dünyanın ölümünün milâdıdır; bizimkisi ise son nefes…

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.