Tarihi; MÖ. 3000 yıllarına kadar uzanan Gümüşhane’nin, 1960’lara kadar önemli geçim kaynaklarından biri meyvecilikti. Meyvenin her çeşidi yetişirdi. 30’a yakın elma ve ondan biraz daha az olmak üzere armut çeşitleri vardı.
Göbek elmasıyla ünlüydü Gümüşhane. 1950’lilerde ve 60’larda Gümüşhane için “Elma Cenneti” adını kullanırlardı.
Sözünü ettiğim tarihlere kadar Gümüşhane’de fabrika yok, merkez ilçe, Torul ve Kürtün’de tarım yok, Kelkit, Şiran ve Köse ilçeleri halkı geçimini tarımdan sağlarken, Gümüşhane biraz da hayatta tutunabilmek, geçimini sağlayabilmek için eğitim-öğretime ağırlık verme gereğini duymuştu. O yıllarda Gümüşhane Merkez ilçede eğitim öğretim oranı Türkiye ortalamasının çok üstündeydi.
Bu nedenle, ilkokulların köylere kadar uzanması, merkezde ilkokulların yanı sıra orta dereceli okulların sayılarının arttırılması için milletvekillerinin ve yerel yöneticilerin devreye girmeleri istenirdi.
Orta dereceli okulların, Üniversite ve Yüksek Okullarla taçlandırılması için az mı uğraşıldı.
Günümüzde (ne yazık ki) elma bahçelerini, yani hem meyveciliği hem de yeşil alanları büyük oranda ortadan kaldırdık. Yeşil alan yalnız Bağlarbaşı mahallesinde, biraz da Hacıemin ve Özcan mahallelerinde kaldı. Korkarım, o bahçeleri de koruyamayacağız.
Şimdi Gümüşhane’de bir kireç fabrikası, bir çimento fabrikası, Meyve suyu ve konsantresi fabrikası, küçük çapta bazı atölyeler, bir ölçüde madencilik çalışmaları da var. Ticaret de eskilere göre biraz canlı sayılabilir.
Yalnız eğitim-öğretimin değeri günümüzde de önemini korumakta. Artık herkesin okuma yazma bilmesini değil, üniversite bitirmesini istiyoruz. Çünkü Üniversitemiz de hizmet veriyor. Zamanla bölümler de artabilir.
Artık eğitimin kalitesinin yükseltilmesine önem vereceğiz. Yalnız Gümüşhane’ye değil, ülkemize iyi eğitim almış insanlar gerekli.
Geçmiş yıllarda eğitimle ilgili değindiğim bir olay vardı. İstanbul’da okul müdürü olan bir yakınımızın odasında bir veli çocuğunu vereceği öğretmenin nitelikleri hakkında bilgi istiyordu. Bunun için sorular soruyordu Müdür beye.
Neler soruyordu?
Öğretmen içki içiyor mu, sigara içiyor mu, eğitim-öğretim konularında kitap okuyor, araştırmalar yapıyor mu, gece hayatı var mı, sinirli mi, sabırlı mı? Gibi sorular.
Doğrusunu isterseniz benim garibime gitmişti bu sorular.
Vekil olarak da olsa, ben de öğretmenlik yapmıştım. Velinin sorduğu bu soruların olumlu olarak yanıtlarının tüm öğretmenlerde olduğunu düşünüyordum.
Devlet olarak öğretmen yetiştirme konusuna çok da önem verdiğimiz söylenemez. Birçok genç, yapısı uygun olmadığı halde öğretmenliği seçmek zorunda bırakılmıştır. Eğitimde aksamalar varsa, nedenini biraz da burada aramak gerekir.
Eğitim öğretim, öğrenciler için de, öğretmenler için de yabana atılır bir alan değildir.
Gümüşhane de eğitim-öğretimin kalitesi düşükse, başta yöneticilerimiz olmak üzere, aydınlar olarak, basın olarak hepimiz sorumluluk altındayız.
Sonuç olarak ne verebilirsek, onu alırız.