enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Geç Gelen Adalet

15.03.2021 15:09
0
A+
A-

Hani; “Geç gelen adalet, adalet değildir” diye söylenir ya.

Kamuda çalışan bir vatandaş, bulunduğu yerden başka bir yere sürmüşler. Adam, dava açmış ve kendisine yapılan haksızlığı dile getirmiş.

Mahkeme, dava açan adamı haklı bulmuş ama kararını ne zaman vermiş?

Adamın ölümünden birkaç gün sonra!

Git, adamın mezarını aç, haklılığını belirleyen kararı, kefeninin arasına koy. Nasıl olsa, yeni ölmüş, henüz kefeni çürümemiştir.

İşte bunun için, geç gelen adaletin adalet olmadığını belirtiyor halkımız. Ama mahkemeden bilerek de uzatılarak karar verilmiş olsa bile, yadırgamıyorum.

Hâkimlere, savcılara da gecikme konusunda bir şey diyemiyoruz. Çünkü soruşturmalar bir

yerlere yazı yazarak cevabını almayı gerektiriyor . O yerlerden cevap çabuk gelmiyor. Şahitler dinleniyor. Şahitler de ilk duruşmaya gelmiyor. Yeniden yazı çıkarılıyor. Sonuç olarak bürokratik engeller zamanı uzattıkça uzatıyor. Her mahkemeye açılan dosya sayısı da bir hayli kabarık.  Dava bitmeden hâkim değişiyor, savcı değişiyor.

Bunlardan çok daha önemlisi karar verilen dosyanın siyasi bir y,anı da varsa, karar vericiler, halkın deyimiyle iki arada bir derede kalıyor.

Kimse, hâkimi, savcıyı şöyle karar verdi, böyle karar verdi diye kınamaya kakmasın. Herkesin ailesi var, çocukları var. Hiç kimse yer değiştirmek suretiyle ailesinin,. Çocuklarının zarar görmesini istemez.

Herkes bir hâkim, bir savcı ya da karar verici bir makam hakkında karar verirken, önce kendi vicdanına danışsın.

Size, mahkemelerle ilgili değil ama kamuda geçen bir canlı örnek vermek istiyorum.

1950’li yıllar. Bir kuruma hizmetli alınacak. İki kişi başvurmuş. Bunlardan biri ortaokul mezunu, değeri de okuma yazma bilmeyen, ama köyünde Demokrat Parti Ocak başkanı olan bir vatandaş.

Siyasiler, okuma yazma bilmeyen vatandaşın işe alınmasını istiyor. Daire müdürü Kelkit’in içinden olan ortaokul mezununu tanıyor. Kollarını açıyor ve “…….bey, kusura bakma, kollarım bilekten değil, omuzdan kırık.” Diyerek içinde bulunduğu konumu anlatıyor.

Sonra ne oluyor biliyor musunuz?

Hizmetli olarak işe alınmayan kişi, memuriyete giriyor, daire müdürü oluyor, hizmetli olarak işe alınan kişi de aynı daire yine hizmetli.

Geçte olsa, hak eninde sonunda yine yerini buluyor.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.