enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dünya ve Ahiret Saadeti İslam’dadır.

18.12.2024 13:19
0
A+
A-

Türkiye’de gelenek ve görenekler, töre kanunları Müslümanlığın akidelerinin önüne geçmiştir. Müslümanlık dinî hüviyetini kaybederek töreye ve geleneğe büründürülmüştür. Daha doğrusu gelenek ve görenekler Müslümanlık boyasına boyanmış, öylece özden uzak farklı bir Müslümanlık sentezi oluşturulmuştur. Bunun biraz daha ötesine geçilerek İslam dinine hurafeler sokulmuş, tertemiz İslam pınarı bulandırılmaya başlanmıştır. Gelenekler bazı çevrelerin zorlamalarıyla Müslümanlık sayılmıştır. Böylece kafalar iyice karıştırılmıştır.

Müslümanlık saf, arı, duru bir dindir. Daha doğrusu yozlaşmamış Kur’an Müslümanlığı böyledir. Bazı çevreler bu dini ifsat etmek için içine çerçöp kabilinden bir sürü lüzumsuz, hatta zararlı düşünceler sokmuşlardır. Son yıllarda İslam denince akla şiddet, işkence, kadını eve hapseden ve sosyal hayattan soyutlayan bir anlayış geliyor. Benim Peygamberim Hz. Muhammed(sav)’in getirdiği İslam’da böyle bir düşünce yoktur. İslam şiddeti şiddetle yasaklamıştır. Sadece insanlara değil, diğer canlılara bile işkence yapmak İslam’ın günah saydığı eylemlerdendir. İslam; kadını eve hapsetmemiş, aksine uygun zeminlerde sosyal hayatta ona yükümlülükler vermiş, tebliğ vazifesini ona da yüklemiştir.

İslam’ı gerçek kaynağından değil de onu yanlış tatbik eden sözde Müslümanlardan öğrenenler çelişkiler yumağı içerisinde gidecekleri gerçek yolu, sırat-ı müstakimi bulamıyorlar. İslam’ın kadına yaklaşımı konusunda da kendini Müslüman zanneden fakat bu dini anlamaktan ve yaşamaktan uzak kişilerin bazı yanlış uygulamaları esas alınıyor. Resulullah’ın Veda Hutbesi’nde kadın haklarıyla ilgili ifadelerini bir okuyun da hükmünüzü ondan sonra verin. Kâinatın medar-ı iftiharı Efendimiz, kadınlarla ilgili şöyle buyuruyor:  “Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.” Durum bu iken Batılıların zihnindeki yanlış İslam imajını silmek, doğrusunu zihinlere yerleştirmek biz Müslümanların en büyük vazifesizidir. Bunu lafla değil, tavır ve davranışlarımızla yapacağız. Zira ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ demiş şair Ziya Paşa…

Müslüman ‘güzel ahlaklı insan’ demektir. Güzel ahlakı elde etmek için iyi bir dinî eğitim almak gerekir. Buna ‘nefis terbiyesi’ de diyebiliriz. Zira nefsinin yolunda gidenin iyi ahlak sahibi olması beklenemez. Çünkü nefis daha çok şeytanın sözcülüğünü yaptığı için insana hakikat yolunu göstermez. Müslüman, nefis frenine basmak için daima teyakkuzda olmalıdır. Bizler nefsin fısıltılarına kulaklarımızı tıkayıp iki cihan serveri ay yüzlü Resule tabi olmalıyız. Dini esas kaynağından öğrenenlerin şeytana tabi olması, yoldan çıkması söz konusu değildir. Onlar, İslam’ın zırhıyla zırhlanmış, salih kullar zümresine ilhak olmuş kimselerdir. Bu kimseler kısa ömürleriyle ebedî saadet hayatını satın alan akıllı tüccarlardır. Faniden bakiye sermaye aktarmak… Bundan daha kârlı bir ticaret düşünülebilir mi?

Dünya ve ahiret saadeti ancak güzel ahlakla elde edilir. Müslümanlığı hakkıyla yaşayan ve yaşatan kişiler iki cihan saadetini yakalamış insanlardır. Onlar dünyada da ahrette de huzurludurlar. Bu demek değildir ki dünyada onların başına bela ve musibetler gelmez. Elbette onlar da imtihana tabi oldukları için bela ve musibetlerle denenirler. Demirin sağlam olabilmesi için yüksek ateşte yeterinde kalması gerekir. İnsanları güçlü kılan da zorluklardır. Zaten kolay elde edilen şeylerin ömrü kısa olur, onlar kişiye mutluluk da getirmezler.

“Din güzel ahlaktır” diyen Peygamberimiz yeryüzüne gönderilmiş bir ahlak abidesidir. O’nda bizim için güzel ahlak adına emsalsiz numuneler vardır. Saf ve duru Müslümanlığın en güzel örnekleri ondadır.  O Resul ki bir hadisinde “Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.” diyor. Yine o büyük insan güzel ahlak için gönderildiğini söyleyerek tabi olunacak ve örnek alınacak insan modelinin kendisi olduğunu söylüyor. Onun şu duası da güzel ahlakın değerine işaret ediyor: “Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim.” Bizler de Rabbimizden mal mülk, evlat değil de öncelikle ve özellikle güzel ahlak dilemeliyiz.

Günümüzde Müslümanların tavır ve davranışlarını yeniden gözden geçirip İslam’ın ilkelerine göre tanzim etmesi gerekir. Bu hâlimizle hem Müslümanlığı eksik yaşıyoruz, hem de yanlış bir Müslüman modeli oluşturuyoruz. Bizim davranışlarımıza bakanlar bizi değil, Müslümanlığı eleştiriyorlar. Hiçbirimizin Müslümanlığı zedeleme salahiyeti yoktur.

Günümüzde insanların zihinleri gereksiz malumat çöplüğüne dönmüştür. Beynimize o kadar gereksiz şeyleri depoluyoruz ki gerekli şeylere yer kalmıyor. Çocuklarımız çok şey biliyor diye seviniyoruz. Fakat bildikleri şeyleri elekten geçirdiğimizde bunların hayatta hiç de kullanmayacakları şeyler olduğunu anlıyoruz. Bu kişilerin çoğunun gerekli dinî bilgileri bilmediklerini, bunları öğrenme sırasına bile almadıklarını görüyoruz. Bu, öncelikle ailelerin hatasıdır. Aile belli bir yaşa kadar çocuğuna kılavuz olmalıdır. Siz çocuğunuza kılavuz olmazsanız çocuğunuzun kılavuzu kargalar olur. Kılavuzu karga olanın sonu da malumdur.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.